YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10122
KARAR NO : 2012/19164
KARAR TARİHİ : 19.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan…, … vekillerince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, miktar itibariyle bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalıların dava dışı şirketin … Kredi Bankası …yle …Finansal Kiralama …den kullandığı kredinin müştereken ve müteselsilen kefili olduklarını, kredi geri ödemesinin kefil olan müvekkili tarafından yapıldığını, davalıların kredi ödemelerine katılmamaları üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz ettiklerini belirterek itirazın iptaline, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … davaya cevap vermemiştir.
Diğer davalılar vekili, geçerli borç ilişkisi olmadığından kefaletin de geçersiz olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, davalıların takibe itirazlarının 8.666.50 TL.asıl alacak ve 312.65 TL.işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.979.15 TL.yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın % 40’ı oranında inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar …, … ve
… vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların dava dışı şirketin kullandığı kredinin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili oldukları ve kredi ödemesinin tamamının davacı şirket tarafından yapıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
BK.nun 484 vd. maddeleri gereğince kefiller kefalet limitleri ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumludur. BK.nun 488. maddesi ise “Birden ziyade eşhas birlikte mütecezzi bir borca kefil oldukları takdirde bunlardan her biri kendi hisseleri miktarınca adi kefil gibi ve diğerlerinin hisseleri hakkında kefile kefil sıfatı ile mesul olur. Kefiller, gerek asıl borçlu ile beraber gerek kendi beyinlerinde müteselsil olmaklığı iltizam etmişler ise her biri borcun tamamından mes’ul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkını haizdirler. Kefaletin, aynı borca diğer kimselerinde kefalet etmesi şartiyle vaki olduğuna alacaklının vukufu bulunduğunu kabule mahal olan hallerde bu şart tahakkuk etmezse, kefil mes’uliyetten beri olur.” hükmünü içermektedir. Hükme esas alınan 05.12.2011 tarihli bilirkişi raporunda borcun diğer kefilleri olan davalıların hisselerine göre davacı şirkete BK.nun 488. maddesine göre ödemekle yükümlü oldukları sorumluluk tutarları ayrı ayrı
belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece BK.nun 488. maddesi uyarınca davalı kefillerin sözleşmede belirlenen oranlarda sorumlu olacakları gözetilerek hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde kefil olan davalıların sorumlu oldukları miktar ayrı ayrı belirtilmeksizin toplam takip miktarı üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalılar …, …, … vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.