Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/10229 E. 2012/15982 K. 05.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10229
KARAR NO : 2012/15982
KARAR TARİHİ : 05.11.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmasız, süresi içinde davalı vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de miktar itibariyle bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davalı ile aralarındaki faktoring sözleşmesi kapsamında davalı şirkete toplam 100.000 TL bedelli iki adet çekin ciro edilmek suretiyle teslim edildiğini, ancak davalı şirketin 11.11.2008 tarihinde,gününden önce bu çekleri bankaya ibraz ettiğini ve karşılıksız kaşesi vurdurduğunu, bu durumun gerek faktoring sözleşmesine ve gerekse ticari teamüllere aykırı olduğunu ve bu çeklerden dolayı davalı şirketin ihtiyati haciz kararı alarak icra takibi başlattığını,davalı şirketin haciz uygulaması ile müşterilerin önünde borcunu ödemekten aciz bir şirket durumuna düşürüldüğünü,ticari itibarın daha fazla zedelenmemesi için takip borcuna karşılık 100.000 TL bedelli senedin davalı şirket avukatına derhal verildiğini, icra dosyasında görüleceği üzere bu çeklerden dolayı 100.000 TL ana para dışında faiz, masraf ve ücreti vekaleti ile harçtan oluşan kısımlarda dahil olarak 13.269 TL fazladan ödeme yaptıklarını, yine gününden önce ödenen para için davalı tarafa peşinen ödenen faiz bedeli olan 1.850,00 TL’nin de taraflarına iadesinin gerektiğini, davalının fiili nedeniyle toplam 14.119,00 TL maddi zararlarının tazminini istediklerini, bu isteklerinin davalıya ihtarname ile iletildiğini ancak davalının bu ihtara rağmen bu ödemeyi yapmadığını belirterek, 14.119 TL maddi tazminat ile 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; söz konusu çeklerin keşidecisinin adresinden taşındığını ve borçtan kurtulmak için ticareti terk ettiğini, bu keşideciden çekleri tahsil etme şanslarının olmadığını anladıklarını,durumun davacıya da bildirildiğini ve davacının da durumunun bozulduğunun anlaşıldığını, davacının kendisine çekleri temlik ettikten 3 gün sonra adres değiştirdiğini, kendilerine bildirilen adresin boş ve kullanılmayan bir yer olduğunu öğrendiklerini,daha sonra bir adres değişikliği daha yaptığını, bu gerekçelerle vadesinden bir ay önce çekleri bankaya ibraz ettiklerini,tacir olan davacının çekin üzerindeki vadesinden önce de ibraz edilebileceğini öngörme yükümlülüğü olduğunu, haciz sırasında davacıya 1 ay süre verildiğini, çeklerin vadesinde dosya borcunu ödemesi konusunda mutabakata varıldığını, davacıdan çek tazminatı alınmadığını, vekalet ücretinde indirim yapıldığını, 109.000 TL olarak borç ödendiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davacının ödeme yaptığına dair bir belge sunmadığı,davalı taraf ödemenin çek bedelleri ile birlikte 109.000 TL olduğunu belirtmiş olmakla ödemenin 109.000 TL olarak yapıldığının kabulü gerektiği, gerek faktoring sözleşmesine gerek çeklerin bankaya ibrazının gerek karşılıksız kaşesinin vurdurulmasından sonra alınan ihtiyati haciz kararına dayalı icra takibinde ve kambiyo takibinde hiçbir usulsüzlüğün ve yasalara aykırı yönün bulunmadığı, bu nedenle davacının istediği manevi tazminat talebinin yerinde olmadığından dolayı bu talebin reddine karar vermek gerektiği, kaldı ki çeklerin gününden önce takibe konmasını engelleyen bir yasa maddesinin bulunmadığı, 3167 sayılı çeklerle ilgili yasal değişikliğin çekin ibrazı tarihinde yürürlükte olmadığı, ancak TTK 730/2 nin yollaması ile TTK 635.madde son fıkrası gereğince hamilin ihbar keyfiyetine uymadığı yani davacıya bu madde çerçevesinde ihbarı yapmadığı, TTK 626,TTK 4 MK 6 maddeler çerçevesinde hamil ihbarname göndermediği kişi olan davacıya karşı müracaat hakkını kaybetmez ise de TTK 635 son maddeye göre ihmalinden doğan zarar ve ziyandan mesul olacağından davacının fazladan ödediği 9.000 TL lik kısım yönünden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekilinin katılma yoluyla temyizi süresinde olmadığından temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki Faktoring Sözleşmesinin 17/7 maddesine göre; “müşterinin bu sözleşmeye herhangi bir aykırılığı halinde veya sözleşmede belirtilen sair hallerde faktör, herhangi bir ihbara, ihtara, hüküm istihsaline, vekil tayinine, alacağın miktarının yetkili yargı organlarınca önceden tespitine gerek olmaksızın bilcümle ödeme vasıtaları ve teminatları birlikte nakte tahvile, mahsuba, aynı zamanda kefilleri takibe yetkilidir.”
Davalı vekili, davacının kötüniyetli davranışlarıyla sözleşmeye aykırı hareket ettiğini savunmuştur. Bu durumda mahkemece davalının bu savunması ve yukarıda sözü edilen sözleşme hükmü üzerinde durularak araştırma ve inceleme yapılıp varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin süresinde olmadığından reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.