Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/10243 E. 2012/13522 K. 25.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10243
KARAR NO : 2012/13522
KARAR TARİHİ : 25.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ihtiyati hacze itirazın incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın kabulüne yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati haciz isteyen vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkilinin Ayda Otomotiv İnş. Ltd. Şti’nin kullandığı krediye kefil olduğunu, ayrıca bu kredi için ipotek verdiğini, banka tarafından hesabın kat edilmesi üzerine icra takibine uğramamak için borcu ödediğini, bu nedenle alacaklıya halef olarak ödediği miktar ölçüsünde borçlunun malvarlığı üzerine haciz konulmasını talep etmiştir. Mahkemece istem uygun görülerek ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, ihtiyati haciz isteyenin müvekkilinin çalışanı olduğunu, kendi borcunu müvekkiline öderken bankaya alacaklı gibi belge düzenlettirdiğini belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, banka yazısına göre …’ın şirket tarafından verilen yetki belgesine istinaden ödemeler yaptığı belirtilmiş olduğundan Ayda Otomotiv’den bir alacağı olmadığı belirtilerek ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hükmü ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 258,I hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Diğer hukukî himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasanın 2’nci maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukukî himaye sağlamaktır. İhtiyati haciz yargılamasında, etkin hukukî himaye sağlamak, bunu sağlarken mümkün olduğunca çabuk ve seri hareket etme gerekliliği, usul kurallarına göre maddi hukuka dayanan hakkın araştırılmasından önce gelir. Maddi hukuka göre kimin haklı kimin haksız olduğu, İcra ve İflâs Kanunu’nun 264’üncü maddesi uyarınca itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası çerçevesinde ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davası sırasında incelenerek sonuçlandırılacaktır.
Bu nedenlerle İcra ve İflâs Kanunu’nun 265’nci maddesinde ihtiyati haciz kararına itirazın koşulları açıkça hükme bağlanmıştır. Anılan maddede, borçlunun kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebileceği düzenlenmiştir. Bu itiraz sebepleri sınırlıdır. O hâlde mahkemece, İcra ve İflâs Kanunu’nun 265’nci maddesinde sayılan itiraz sebepleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bankaya yazı yazılıp araştırma yapılması ve özellikle “alacaklının bir alacağı olmadığının anlaşıldığı” gerekçesiyle işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi

Aslı gibidir.