YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10542
KARAR NO : 2012/15358
KARAR TARİHİ : 18.10.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirket aleyhine icra takibi yapılıp, takibin kesinleştiğini, takip dayanağı kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, müvekkili şirketin davalı bankaya borcu da bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalı aleyhine tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, kamu kurumu olan bankanın davacının vergi levhasını, ticaret sicil ve temsil belgesini ve de kaşesini elde ederek sahtecilik yapmasının mümkün olmadığını, söz konusu Flaş Trans imzasının yetkili olmasa dahi şirket temsilcisinin bilgisi tahtında kullanıldığının açık olduğunu, sahtecilik mevcut ise bu işlemin banka dışı 3.şahıslar tarafından gerçekleştirildiği nazara alınarak kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerektiğini savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın 29.06.2011 tarihli raporuna göre; Genel Kredi Sözleşmesinin altındaki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, bankalar güven kurumu olduklarından düzenledikleri sözleşmede azami dikkatli davranmaları gerektiği, davalı bu dikkat ve özeni göstermeyerek davacı şirketin kefil olarak sözleşmede yer almasına sebep olup, akabinde icra takibi yapmasında haksız ve kötü niyetli sayılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu 14.07.2000 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde kefilin garanti veren sıfatı ile borçlu olmadığının tespitine, dava değeri üzerinden %40 oranında hesaplanan 1.077,24 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-492 sayılı Harçlar Yasası’nın 5766 sayılı Yasayla değişik 123.maddesindeki harç istisnası yurt dışından alınacak kredilerin geri dönüşümü ile ilgili işlemlerle sınırlı olarak uygulanmaktadır. Yeniden yapılandırma ile ilgili 4603 sayılı Yasada öngörülen muafiyetin ise davalı bankanın davacı olduğu davalarda uygulanabileceği anılan yasa hükmü gereğidir. Davalı bankanın somut olayda harçtan muaf olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Harç kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu durumda mahkemece, davalı bankanın karar ve ilam harcı ile sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.