YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10559
KARAR NO : 2013/6560
KARAR TARİHİ : 11.04.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, tapuda davacı adına kayıtlı taşınmazda akaryakıt istasyonu ile ilgili olarak akdedilen intifa hakkı protokolünde akaryakıt istasyonunun kullanma ve yararlanma haklarının 15.10.2025 tarihine kadar müvekkiline bırakıldığını, akaryakıt istasyonunun intifa hakkına istinaden imzalanan bayilik sözlemesi tahtından halen akaryakıt istasyonu olarak faaliyet gösterdiğini, ancak sonrasında Rekabet Kurumu’nun 12.03.2009 tarihli genel duyurusu ve kararları ile intifa hakkının 5 yılı aşan süresinin geçersiz hale geldiğini, geçersiz hale gelen döneme isabet eden süreye kıstelyevm usulü ile hesaplanacak tutarın davacıya iadesi gerektiği gibi, iadesi gereken bedelin güncellenerek güncellenmiş bedelin iadesi de gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak intifa hakkının ifası hukuken ve fiilen imkansız hale gelen kısmı için ödenen ve kıstelyevm usulü ile hesaplanan 361.797.00 USD’nin 3095 sayılı Kanun’un 4.a maddesi uyarınca faiziyle tahsiline ve bu tutarın “Denkleştirici Adalet Prensibi” uyarınca dava tarihine eşkale edilerek güncellenmesine ve 3095 sayılı Kanun’un 4.a maddesi uyarınca faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin ve davacının intifa hakkının halen yürürlükte olduğunu, sebepsiz iktisap koşullarının oluşmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin ve intifa sözleşmesinin dava açıldığı tarihte ve halen yürürlükte olduğu, Rekabet Kurulu’nun 12.03.2009 tarihli bildirimde sözleşmelerin geçersiz hale geleceğinden bahsedilmediği, taraflar arasındaki 15.10.2008 başlangıç tarihli bayilik sözleşmesinin ve 17 yıllık intifa hakkı tesisine ilişkin sözleşmenin ilk beş yıllık kısmının grup muafiyetinden yararlanacağı, dava tarihi itibariyle iddia edilen sebepsiz zenginleşme olgusunun oluşmadığı gerekçeleriyle erken açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- davalı vekilinin temyizine gelince;
Davalı vekilinin temyizi, lehlerine eksik vekalet ücreti takdir edilmesine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasındaki akdin feshedilmediği ve geçerli olduğu gerekçeleriyle verilen ret kararı esasa ilişkin nihai karar olup, buna göre yargılama sırasında kendini vekille temsil ettiren davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü Kısmına göre hesaplanacak nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmolunması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bette açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.