YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11107
KARAR NO : 2012/15280
KARAR TARİHİ : 17.10.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı … A.Ş arasında yapılan genel kredi sözleşmesini müvekkilinin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, ancak kefalet limitinin belli olmadığı için kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek davalıya icra tarihinden dolayı borçlu olunmadığının tespitine, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, HGK’nun 2004/13-761 Esas, 708 Karar sayılı ilamında kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu miktarın açıkça gösterilmesi gerektiğinin belirtildiği davaya konu kefalet sözleşmesinin belirli bir kefalet limiti içermediğinden geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, icra takibinden dolayı davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı davaya konu olan genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalamıştır. Mahkemece, sözleşmede kefalet limiti olmadığından davanın kabulüne karar verilmiş ise de sözleşmenin ilk sayfasında kredi limiti açıkça 180.000 YTL olarak belirlenmiş olup bu durumda kredi limiti kadar davacının kefil sıfatıyla sorumluluğu söz konusu olacaktır. Kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı banka yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.10.2012 gününde oybirliğiyle karar veridi.