YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11125
KARAR NO : 2012/17278
KARAR TARİHİ : 20.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlunun müvekkiline olan borcu sebebi ile ilamsız takip yaptıklarını, müvekkilinin ilamsız takip dayanağı çekin süresinde bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle TTK 720 maddesi gereğince kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybettiğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibinde borcun sebebinin 30.05.2006 tarihli bono olarak gösterildiğini, ortada böyle bir bono bulunmadığını, takibin dayanaksız kaldığını, davacının … Bankası … Şubesinden aldığı 25.000 TL.lik krediyi asıl alan kişinin resmiyette kefil olarak görünen müvekkilinin olduğunu, kredinin taksitlerinin müvekkilince ödendiğini, davaya konu 24.000 TL.lik çekin de, davacının talebi üzerine taksitlerdeki ödemelerde küçük aksaklıklar olunca teminat olarak verildiğini, kredi borcu kapandığı halde, davacının haksız olarak takibe geçtiğini belirterek, davacı ile bu kredi ilişkisi dışında başka bir ticari ilişkisi bulunmayan müvekkili hakkında açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamı, banka kayıtları, ödeme belgeleri, davacı yemini ve bilirkişi raporuna göre davalı şirketin takibe konu çekin teminat senedi olduğuna dair savunmasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacak 24.000 TL. üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı adına, davalının bankadan kredi çektiği ve bu kredi borcunun davalı tarafından ödemesinin üstlenildiği hususları ihtilafsızdır.
Uyuşmazlık kredi borcunun kimin tarafından ödendiği ve takip konusu yapılan çekin teminat çeki olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı taraf kredi borcunu kendisinin ödediğini iddia ederek, banka ödeme dekontları ibraz etmiştir. Buna karşılık davacı yan ise kredi borcunun bir kısmını kendisinin ödediğini, tarafların bir araya gelerek, o güne kadar ödenilen kredi miktarı ve davalıya elden verdiği borç paralar karşılığı, davalıca takip konusu çekin kendisine verildiğini bildirmiştir.
Bu açıklamalar gözetildiğine; Türkiye … Bankasının 07.10.2010 tarihli yazısında, “Şubemiz müşterilerinden … 11.03.2005 tarihinde şubemizden 72635 nolu Küçük İşletme Kredisi kullanmıştır. Kredi ödemeleri şubemiz gişelerinden yapılmıştır. İlgili kredi ödemeleri yapılırken, kimin tarafından yatırıldığı özellikle belirtilmediği için kredinin borçlu tarafından yatırıldığı varsayılmış olup, ödemelerin kimin tarafından yatırıldığına ilişkin net bir bilgiye ulaşılmamıştır. Kredi ödemeleri 08.05.2006 tarihinde sona ermiştir…”şeklindeki yazısı ve takip konusu çekin keşide tarihinin de bu tarihten sonra 30.05.2006 tarihi olmasına göre, davalı yan çekin teminat çeki olduğu iddiasını kanıtlayamamıştır.
Ne var ki, takip ve dava konusu imzası inkar edilmeyen çek süresinde bankaya ibraz edilmemiş olduğundan yazılı delil başlangıcıdır.
Hal böyle olunca yazılı delil başlangıcı mahiyetindeki belge karşısında; ispat külfeti alacaklı olduğunu iddia eden davacı alacaklı da bulunup, davacı iddiasını tanık dahil her türlü delille ispatlayabilir.
Mahkemece, açıklanan bu hususlar gözetilmeden, ispat külfeti tayininde yanılgıya düşülerek, yazılı olduğu şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.