Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/11274 E. 2012/15218 K. 17.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11274
KARAR NO : 2012/15218
KARAR TARİHİ : 17.10.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalı ile imzalanan kredi kartı üyelik sözleşmesi kapsamında davalıya kullandırılan kredi kartından doğan borcun keşide edilen kat ihtarnamesine rağmen ödenmemesi nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve davacı lehine %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip konusu harcamanın kendisi tarafından yapılmadığını, bu harcamadan telefonuna gelen mesaj sayesinde haberdar olduğunu, kendisinin böyle bir borcunun olmadığını, kredi kartından telefon veya internet ortamından onay vermediği işlem yoluyla para çekildiğini ileri sürerek davanın reddi ile davacının %15 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; internet bankacılığı kanalıyla davalının kredi kartının kullanılarak sms almak suretiyle para çekildiği, bankanın müşterilerinin gerekli güvenliğini sağlamaması nedeniyle teknik olarak tek seferlik şifre kullanmaması ve daha sonra bu tür olayların artmasıyla tek seferlik güvenlik şifrelerinin kullanılması uygulamasına olay tarihinden sonra geçtiği dikkate alındığında davacı bankanın olayın meydana gelmesinde % 50 kusurlu olduğu, kredi kartı üyelik sözleşmesine göre; takip tarihi itibariyle 3.260,32 TL asıl alacak borcu olan davalının % 50’lik kusuru dikkate alınarak 1.630,16 TL asıl alacak, bunun faiz ve ferisi olan 772,18 TL’nin yarısı 386,09 TL faiz ve ferisi ve ihtarname masrafı 69,61 TL olmak üzere toplam 2.085,86 TL üzerinden davanın kısmen kabulü ile davalının takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, yargılama sonucunda kusur oranı belirlenerek alacağa hükmedildiğinden, tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı banka vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizi yönünden ise; davacı banka, kredi kartından doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiştir. Davalı, hesap ekstresine konu alışverişin kendisi tarafından yapılmadığını, kredi kartından telefon veya internet ortamından onay vermediği halde işlem yapılıp para çekildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece alınan iki bilirkişi raporu doğrultusunda olayda tarafların müterafik kusurlu (%50) olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalının hesabından internet yolu ile internet sitesinden onun rızası olmaksızın İnternet aracılığı ile kontör alımı yapılması şeklinde gerçekleşen somut olayda, davalıya yüklenebilecek bir kusur somut delillerle kanıtlanabilmiş değildir. Davacı bankanın, İnternet Bankacılığında günümüzün en son teknolojik gelişmelerinden yararlanmak suretiyle alması gereken güvenlik tedbirlerinin tümünü almamış olduğu, bundan dolayı davacının İnternet Bankacılığı sisteminde güvenlik zafiyeti oluştuğu bilirkişi raporunda yer alan açıklamalardan anlaşılmaktadır. Bankalar objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden doğan hafif kusurlarından dahi sorumludur. Sadece davalıya veya yetkili kıldığı kişiye ödeme yapmakla borcundan kurtulması mümkün olan bankanın davalının hesabından çekilen paranın tamamından sorumlu tutulması gerekir. Davalının izni ve bilgisi dışında hesabındaki paranın 3.kişi tarafından sahtecilik yoluyla başka bir hesaba aktarılarak çekilmesi vakıası, bankanın objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının kurulmasına yeterli olan olgular olup, B.K.nun 100.maddesi hükmünün koşulları oluşmuştur. Tüm kusur bankada olduğu halde yazılı gerekçeyle davalının müterafik kusurlu olarak kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı banka vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.