Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/11332 E. 2012/17538 K. 22.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11332
KARAR NO : 2012/17538
KARAR TARİHİ : 22.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin 12.09.2008 tarihinde davalıdan noter huzurunda araç satış sözleşmesi ile araç satın aldığını, aracın kendi adına tescili için ilgili trafik kuruluşuna başvurduğunda, vergi borcu olduğunu, bu borç ödendikten sonra aracın davacı adına tescil edileceğinin söylendiğini, söz konusu aracın daha sonra borçtan dolayı muhafaza altına alındığını, müvekkilinin dolandırıldığını, aracın çalıştırılamamasından dolayı 14.700 TL zarara uğradığını belirterek sözleşmenin iptaliyle satış bedeli 9180 TL’nin ödeme tarihinden aracın kullanılamaması nedeniyle uğranılan zarar ve kar mahrumiyeti toplamı 14.700 TL’nin de yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının hata ve hile ile aracın kendisine satıldığı iddiasının inandırıcı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 24.03.2011 tarihli ilamıyla 12.09.2008 tarihli noter araç satış sözleşmesinin 6. maddesinde satışa konu aracın bilumum vergi, resim, sigorta harç bedelleriyle cezaların satış tarihine kadar satıcıya, satış tarihinden sonra ise alıcıya ait olduğu, davacının dava konusu aracın önceki vergi borcundan dolayı muhafaza altına alındığı ve bu nedenle çalıştıramadığının ileri sürüldüğü, bu durumda davacının bu iddiası üzerinde durulup yeterince araştırma ve inceleme yapılarak deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası bozmaya uyularak yapılan yargılamada, dava konusu aracın muhafaza altına alındığına ilişkin resmi kurum ve kuruluşlarda herhangi bir kayıt bulunmadığı gerekçesiyle kar mahrumiyetine yönelik davanın reddine, satım bedelinin iadesi istemine yönelik red kararının bozma ilamı dışında kalıp kesinleştiği gerekçesiyle satım bedelinin iadesine yönelik dava ile ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargılama sırasında mahkemece yazılan müzekkerelere Tokat Vergi Dairesi, Tokat Emniyet Müdürlüğü ve Karabük Emniyet Müdürlüğü’nce verilen cevabı yazılarda dava konusu aracın muhafaza altına alındığı yolunda bir kayda rastlanmadığı bildirilmişse de davacı vekilinin temyiz dilekçesine eklediği Karabük Emniyet Müdürlüğü’nün 22.05.2012 tarihli Balakbabalar Hukuk Bürosuna muhataplı yazıda dava konusu aracın 31.03.2009 tarihinde trafik ekiplerince 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/1 E maddesini ihlal ettiğinden dolayı trafikten men edilerek muhafaza altına alındığının bildirildiği görülmüştür bu durumda mahkemece Karabük Emniyet Müdürlüğü’nün aynı konudaki yazısıyla yukarıda bahsedilen 22.05.2012 günlü yazısı arasında çelişki bulunduğu gözetilerek bu çelişkinin giderilmesi ile aracın muhafaza altına alınmışsa hangi nedenle muhafaza altına alındığı ve 22.05.2012 günlü yazı içeriğinde ve ekindeki tutanakla aracın trafikten men nedeni olarak gösterilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20. maddesinin (sözleşme ve 31.03.2009 tarihinde yürürlükte bulunan hükümleri) üzerinde durularak deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi Dairemizin 24.03.2011 tarihli ilamında, satış bedelinin iadesi isteminin reddine yönelik mahkeme kararının açıkça onanması yönünde bir karar verilmediği halde bu yöndeki istemin reddine dair kararın kesinleştiği ve bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması da kabul şekli itibarıyla isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.