Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/11764 E. 2012/17282 K. 20.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11764
KARAR NO : 2012/17282
KARAR TARİHİ : 20.11.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin 1983 yılından beri öncesi Karsan şirketi, daha sonra davalının Adana bayiliği ve yedek parça satış ve servisini yürütürken, davalının 31.07.2006 tarihi itibariyle bayilik ilişkisini sona erdirdiğini, ticari ilişkinin davalının haksız feshi sonucu müvekkilinin büyük zarara uğradığını, delil tespiti yaptırdıklarını ileri sürerek fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, Kadıköy Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirtmiş, esas beyanlarında, Rekabet Kurulunun müvekkili şirket hakkında yapılan soruşturma sonunda bayilik ağının Rekabet Kurulu Kararı ile uyumlu hale getirmek için yeniden bayilerle sözleşme yapıldığını, davacı şirkete gönderilen sözleşmenin 24.05.2005 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen süresinde imzalamaması sonucu bayilik ilişkisini feshettiğini, davacı ile sözleşme imzalanmadan eski sistemde ilişkiye devam edilmesi halinde Rekabet Kurulu Kararı ile uyumlu olamayacağından sözleşmenin feshinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı ve alınan raporlara göre davalının sözleşmeyi feshinin haklı sebebe dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla 5.000 TL kazanç kaybı alacağının 23.01.2007 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı ve katılma yolu ile davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı tarafın, davalının Adana bölgesinde satış yapan, fesih sırasında Adana Bölgesinde yetkili satıcısı olduğu konusu ihtilafsızdır.
Davalı …., Rekabet Kurulu’nun 1998/3 sayılı tebliğine göre düzenlemiş olduğu yetkili satıcılık sözleşmesini 24.05.2005 tarihli yazısı ile davalıya göndermiştir ve imzalamasını istemiştir. Davacı yan 08.06.2005 tarihli 19178 nolu ihtarnamesi ile gönderilen yetkili satıcılık sözleşmesi ekinde yer alan satış yetkisinin bulunduğu alanda Adana İli Yüreğir İlçesindeki 27 mahallenin tek tek sayıldığını, ancak Yüreğir İlçesinin bazı mahalleleri ile Adana il sınırları içindeki diğer alanların belirtilmediğini, bunun bir unutkanlık eseri yazılmadığı kanaatinde olduklarını, bu hususun yazılı olarak bildirilmesini istemiştir. Davacının bu ihtarı üzerine davalı şirket 20.06.2005 tarihli 27237 nolu cevabında;
yeni yetkili satıcılık sistemi ile …’un tüm dağıtım ağı, tüm bayilere adil ve eşit şekilde uygulanan yöntem sayesinde yeniden yapılandırıldığını ve yetkili satıcılık bölgesinin sözleşme ekinde bildirildiğini, yetkili satıcılık bölgesini kabul edip etmemek, dolayısıyla sözleşmenin imzalanmasının iradelerine kaldığını, bu yöndeki iradelerinin ihtarnameyi almalarından itibaren 7 gün içinde yazılı olarak bildirilmesi, imzalanmaması halinde bayilik ilişkisinin yürürlükteki mevzuat uyarınca feshedileceğini bildirmiştir.
Davalı şirket 27.07.2005 tarihli 32664 nolu feshi ihbarı ile de davacı tarafça yetkili satıcılık sözleşmesinin imzalanmadığı gibi, bir bildirimde de bulunulmadığı anlaşıldığından yetkili satıcılık/ servis ilişkisinin işbu ihbarnamenin tebliğinden itibaren bir (1) yıl sonra hüküm ifade etmek üzere feshedilmiş olduğunu belirtmiş ve bu feshi ihbar yazısı, davacı tarafa 01.08.2005 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davalı tarafça, verilen 1 yıllık süre sonunda, yetkili satıcılık ilişkisinin 01.08.2006 tarihi itibariyle son bulduğunu, diğer talepleriyle birlikte davacı tarafa 01.08.2006 tarihli 33518 yevmiye nolu feshin sonuçları hakkındaki ihtarı ile birlikte bildirdiği anlaşılmıştır.
Mahkeme kararında da açıklanan ve dayanak teşkil eden 23.11.2010 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunun tümü ve özellikle raporun yedinci sayfa “4-SONUÇ” başlıklı bölümünde “…Ancak sağlayıcının (…) motorlu araçların ve yedek parçaların yeniden satışı ile yetkili servis hizmetlerini 1998/3 sayılı Tebliğ kapsamına giren bir sözleşmesel yapı içinde gerçekleştirmek istemesi halinde, kural olarak her bir yetkili satıcı/servis için (yukarıda açıklandığı üzere sağlayıcının başlangıçta her bölge içinde faaliyette bulunacak yetkili satıcı/servis sayısını belirleyerek bayilik yapısını bu şekilde kurabileceği değerlendirilen istisnai durum hariç olmak üzere) bir bölge tahsis etmesi gerektiği değerlendirilmektedir”şeklinde açıklamaları ve yine raporun yedinci sayfası ilk paragrafındaki “…1998/3 sayılı Tebliğ temel olarak bölgesel münhasırlığa dayalı yeniden satıcılık ve servis anlaşmalarına hangi koşullarda muafiyet tanınacağını göstermek amacıyla çıkarılmış olup..” biçimde görüşleri yer almıştır.
Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere 1 yıllık süre sonunda davacının yetkili satıcılık sözleşmesini fesihte, davalı …. haklıdır.
Mahkemece, feshin haksız olduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı …. yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.