Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/12390 E. 2012/18008 K. 29.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12390
KARAR NO : 2012/18008
KARAR TARİHİ : 29.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı, davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ve davalı şirket temsilcisi …ve vek.Av….’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı aleyhine faturaya dayalı alacağının tahsili amacıyla Çatalca İcra Müdürlüğü’nün 2007/1025 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının ödeme itirazı ile takibin durduğunu, ancak davalı tarafından yapılan ödemelerin müvekkili ile davalı arasındaki başka borçlara ilişkin olduğunu ve takibe konu faturaya ilişkin olmadığını belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu faturaların müvekkili tarafından ödendiğini, Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/13 D.İş sayılı dosyasıyla taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespit edildiğini, bilirkişi raporunda davacı şirket çalışanı Baktıgül Albayrak’ın 241.082,46 USD cari hesap bildirdiği takibe konu fatura bedelleri ve numaralarıyla birebir örtüştüğünü, davacı ile yıllara dayanan ticari ilişki ve güven nedeniyle zaman zaman davacının talebi ile müvekkil şirketin güven ve iyi niyetiyle davacı şirkete makbuzlu elden ödemeler yapıldığını, bu tür ödemeleri internet üzerinde e-maille yapılan yazışmalar ile takip ettiklerini, borçlu temerrüde düşürülmeden faize talep edilemeyeceğini bildirerek davanın reddine ve % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının Çatalca İcra Müdürlüğü’nün 2007/215 esas sayılı dosyası kapsamında tahsilini talep ettiği 4 adet fatura karşılığı olarak 586.408,09 USD talep edildiği, tarafların incelenen ticari defter kayıtlarının birbirini teyit ettiği, davacı kayıtlarında 638.534.44 USD’nin 30/09/2007 tarihli döviz kuruna göre 735.074,93 TL’lik bakiyenin görüldüğü, davalı kayıtlarında ise davacıya 638.534.44 TL borcunun bulunduğunun anlaşıldığı, davalı tarafın teslim alınan mal ve faturalara ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı, davalı tarafça ödendiği belirtilen miktara ilişkin yazılı delil ibraz edilemediği, icra takibinde 80.222.75 USD işlemiş faiz talep edilmiş ise de davacının takip tarihinden önce davalı tarafı temerrüde düşürdüğüne ilişkin belge bulunmadığı, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davanın Çatalca İcra Müdürlüğüünün 2007/2015 Esas sayılı takip dosyasındaki itirazının 586.409,09 USD ( 692.549,02 TL) lik kısmının iptaline, takibin bu miktar asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince döviz alacaklarına kamu bankalarının USD döviz mevzuatında uyguladıkları 1 yıllık faiz oranı üzerinden faiz işletilebileceğine, alacağın likit olmadığı anlaşılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalı yan yargılama sırasında taraflar arasında iki ayrı hesap tutulduğunu, kendilerinin davacıya olan borçlarına karşılık 12/12/2005 tarihli 100.000,00 USD ve 25/04/2012 tarihli 250.000,00 USD ödemeleri yaptığını savunup 100.000,00 USD bedelli … isim ve imzalı ödeme makbuzunu ibraz etmiş, davacı yan bu ödemeyi kabul etmemiştir. Mahkemece de bu ödemeler dikkate alınmaksızın hüküm tesis edilmiştir.
Ne var ki, davalı taraf ödeme belgesinde imzası bulunan davacı çalışanı … hakkında şikayette bulunmuş, anılan bu kişi hakkında Çatalca Asliye Ceza Mahkemesi’nde yalan tanıklık, meslek sebebi ile güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, ceza yargılaması sonucunda bu ödemenin davacı çalışanına yapılıp yapılmadığı ve bu şahsa yapılan ödemenin davacı alacağından mahsubunun gerekip gerekmediği açıklık kazanacaktır. Mahkemece Çatalca Asliye Ceza Mahkemesi’nin sonucu beklenerek varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.