Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/12818 E. 2012/18459 K. 05.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12818
KARAR NO : 2012/18459
KARAR TARİHİ : 05.12.2012

MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı . Gaz Aletleri Pazarlama Ltd. Şti arasında akdedilen tüp bayiilik sözleşmesinde diğer davalı …’un müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığını, davalı şirketin müvekkili şirketten LPG alımını durdurduğunu, … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/17 D. … sayılı tespit dosyasıyla davalı şirketin işyerinde başka firmanın bayiliğini üstlendiğinin tespit olunduğunu, sözleşmeye ve yasaya aykırı eylemleri nedeniyle davalının bayilik sözleşmesinin 06.03.2009 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, sözleşme hükümlerine göre hesaplanan 340.700.00 TL tutarındaki cezai şarttan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla cezai şarttan şimdilik 10.000,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, müvekkili …’un geçerli kefaletinden söz edilemeyeceğini, müvekkili şirketin bayilik sözleşmesine uymadığını gösteren hukuki ve fiili bir durumun söz konusu olmadığını, davacı vekilinin sözleşmeyi feshetme yetkisinin bulunmadığını, işletme ruhsatı alınamadığından sözleşmenin hükümsüz kaldığını, feshin haksız ve geçersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin fiilen sürdürüldüğü, bu kez ruhsat bulunmadığından bahisle geçersizliğini iddia etmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde görüldüğü, sözleşmenin süresi belirli olup sözleşme ekinde yer alan taahhütnamede kefalet miktarının da belirli olduğundan davalı …’un kefaletinin geçerli olduğu, davalı şirketin işyerinde dava dışı başka bir firmaya ait vergi levhasının ve tabelasının bulunduğu, öte yandan davalı şirketin davacıdan ürün alımını durdurduğu, dolayısıyla sözleşme aykırı davranıldığının tespit edildiği, sözleşmenin davalı bayi tarafından haksız olarak feshine ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği, her ne kadar davacı tarafından öncelikle ikaz ihtarnamesinin gönderilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de akde aykırılığın tespiti halinde bunun bayi tarafından sözleşmenin haksız feshi olarak değerlendirildiğinden davacının ayrıca süreli ikaz ihtarnamesi keşide etmesine gerek bulunmadığı, davalıların sözleşme hükümlerine göre hesaplanan cezai şarttan sorumlu oldukları, ancak cezai şartın tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek olduğundan davacının 10.000,00 TL cezai şart talebine ilişkin %40 oranında tenkise gidildiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne 6.000,00 TL cezai şart alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans ( ticari ) faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesinde “Bu anlaşma ve ayrılmaz ekleri ile bayiiye yüklenen borç ve mükellefiyetlerden birinin ihlali halinde ., münasip süreye havi bir ikaz ihtarını müteakip, bayiilik anlaşmasını fesheder ve bayii temerrüdünün gerektirdiği müeyyidelerin uygulanmasını isteyebilir. .’ın bu anlaşmada yazılı ihtarsız fesih haklarıyla anlaşmayı feshetmeksizin diğer müeyyideleri uygulama hakları saklıdır.” hükmü yer almaktadır. Anılan madde hükmü ile akdin bayii tarafından ihlali halinde fesih hakkı bu şekilde düzenlenmiş, ihtarsız fesih hakkı saklı tutulduğu belirtilmiş ise de ihtarsız feshe ilişkin bir madde düzenlenmesine rastlanılmamıştır. O halde davacının davalıyı sözleşmeye aykırılık konusunda temerrüde düşürmeden sözleşmeyi doğrudan feshetmesi doğru değildir. Mahkemece açıklanan husus gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisinde isabet görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.