YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12859
KARAR NO : 2013/9319
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalı vek. Av. …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, taraflar arasında 1 yıl süreli Fransa Pazarı için İşbirliği ve Mümessillik Esasları Anlaşması’nın 28.11.2005 tarihinde imzalandığını, sözleşmenin 18. maddesine göre, davalı mümessilin bir takvim yılı içinde taahhüt ettiği 20.000 m2 (F %20) satışı gerçekleştiremediği için, müvekkilinin satış kaybından doğan zararı tazmin etme borcu altında bulunduğunu, ayrıca sözleşmenin 17. maddesi ile davalının anlaşma şartlarına uymaması sonucu 10.000 $ cezai şart alacağının da doğduğunu, tazminat alacağı için davalıya 20.11.2008 tarihinde ihtarname çektiklerini, 21.11.2008 tarihinde tebellüğ edildiğini, borç ödenmeyince takibe giriştiklerini ileri sürerek davalının cezai şartla ilgili başlatılan takibe itirazının iptali ile ayrıca davacının satış kaybı zararının doğduğu, yoksun kalınan kar olarak da fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bu davada icra takibine konu yapılmayan 50.000 TL’lik satış kaybı zararının istenemeyeceğini, icra takibinde talep edilenin cezai şart olduğunu, cezai şart hakkının da doğmadığı gibi, sözleşmenin halen taraflar arasında ayakta olduğunu, sözleşme feshedilmeden cezai şartın istenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dosya kapsamı bilirkişi raporuna göre, davacının itirazın iptaline konu yaptığı cezai şart yönündeki talebinin sözleşme yürürlükte olduğundan, taraflarca henüz feshedilmediğinden, cezai şart isteme koşulları doğmadığından reddine, davalının %40 tazminat isteme koşulları oluşmadığından reddine, davacı taraf 50.000 TL’lik yoksun kalınan karına yönelik talebinin atiye terketmiş ise de, davalı vekili bu konudaki atiye terki kabul etmediğinden dolayı atiye terki beyanına itibar edilmeyerek davacının bu konudaki talebi ispatlanamadığından ve itirazın iptali davalarında davaya konu takipte sadece cezai şart talep edildiğinden, icra dosyasında 50.000 TL’lik yoksun kalınan kara yönelik talepte bulunulmadığından dolayı bu talebin de reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı tarafın talebi, iki istemi içermektedir. Bunlar, İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2009/2343 sayılı icra takip dosyası ile takip konusu yapılıp itiraz edilen cezai şart (sözleşme m.17 kapsamında) istemi ile açılan takibe vaki itirazın iptali ile sözleşmenin 18. madde hükmü gereğince kar mahrumiyeti bakımından alacak istemine ilişkindir.
Davacı tarafın, anılan taleplerinin ayrı ayrı sözleşme hükümleri gözetilerek irdelenmesi gerekir.
Davacı yanın, kar mahrumiyeti bakımından taraflar arasında akdedilmiş olan “Fransa Pazarı için İşbirliği ve Mümessillik Esasları Anlaşması”nın 18. maddesi “Taraflar, mümessilin bir takvim yılı içinde taahhüt etmiş olduğu 20.000 m2 (F%20) satışı, mücbir sebeplerin dışındaki sebeplerden dolayı gerçekleştirememesi durumunda, iş bu anlaşmanın ve tüm yükümlülüklerin sona ereceğini ve imalatçının anlaşmayı yazılı olarak bildirimde bulunmak koşulu ile tek taraflı olarak fesih edebileceğini kabul ederler. Aynı şekilde mümessil taahhüt ettiği yıllık miktarı gerçekleştiremediği takdirde; imalatçının satış kaybından dolayı uğradığı zararı tazmin etmeyi kabul eder. Ödeme sözleşme yılı bitiminden itibaren er geç on beş (15) gün içerisinde yapılacaktır…” hükmünü içermektedir. Bu durumda sözleşme feshedilmemiş olduğundan, davacı taraf kar mahrumiyeti isteyemeyeceğinden davanın bu yönden reddinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; davacı tarafın cezai şart istemine yönelik açtığı itirazın iptali davası açısından ise; 28.11.2005 tarihli sözleşmesinin 17. maddesi 2. fıkrasında “… Tarafların, iş bu anlaşmayı süresinden önce tek taraflı fesih etmeleri ya da anlaşma şartlarına uymamaları – iş bu anlaşmanın 18. maddesinde belirtilen taahhüt hariçtir- halinde karşı tarafın olduğu/ uğrayacağı tüm zararlarının yanı sıra 10.000$ cezai şartı miktarını da mağdur tarafın yazılı talebinden itibaren en geç 15 gün içerisinde karşı tarafın nakden ve defaten ödemesi zorunludur.” şeklinde belirtilmesine göre, sözleşme feshedilmeden ihlali halinde, cezai şart talep etme imkanı tanınmış olduğu gözetilerek ve 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 158/2. maddesi hükmü de dikkate alınarak gerekli inceleme yapılıp varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yöne ilişkin açılan davanında aynı gerekçelerle reddinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 990 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.