Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/13201 E. 2013/4324 K. 07.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13201
KARAR NO : 2013/4324
KARAR TARİHİ : 07.03.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de miktar itibariyle bu istemin reddiyle incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında mal alım-satımı nedeniyle satım sözleşmeleri kurulduğunu, sözleşmelerin tümünde ödemelerin Amerikan Doları olarak yapılması konusunda mutabık kalındığını, vergi mevzuatı gereği faturaların davalı tarafa TL.değeri üzerinden kesildiğini, müvekkilinin davalıdan kur farkı alacağı olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 9.000.00 TL.kur farkı alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 05.04.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 4.498.38 TL.artırarak 13.498.38 TL.kur farkı alacaklarının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkilinin ikametgahına göre Bakırköy Ticaret Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu, alınan mal karşılığı borcun tamamının fatura tarihinde çek ile ödendiğini, çekin nakit ödeme aracı olması sebebiyle görüldüğünde ödenmesi gerektiğinden davacının talep ettiği kur farkının mesnedi bulunmadığını, ileri vade konulan çekin keşide edilmesinden sonra her zaman ibrazının mümkün bulunduğunu, bu yolu tercih etmeyerek çekte belirtilen vadeyi bekleyen davacının kur farkından doğan sonuçlara katlanması gerektiğini, davacı tarafından gönderilen kur farkı faturalarına süresinde itiraz edildiğini, tarafların aralarında yaptıkları sipariş formu sözleşmesinde de çekle yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir kayıt olmadığı gibi, sadece vadesi geçmiş ödemelere ilişkin 5.madde de cezai şart bulunduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında ihtilaf bulunmayan sipariş formu sözleşmelerinde faturada belirtilen ABD Doları tutarının esas alınacağı yönünde açık hüküm bulunduğu, ayrıca fiili ödeme tarihindeki kurun esas alınacağının açıkca düzenlendiği dikkate alındığında ödeme için verilen çeklerin fiili ödenme tarihleri itibariyle davacının kur farkı alacağı talep hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Tarafların kabulünde olan sipariş formlarında dolarla yapılan satışlarda ödemenin yapıldığı günkü T.C.Merkez Bankası döviz satış kurunun geçerli olduğu, vadeli satışlardaki kur farkının faturalaşıp havale ile kapatılacağı belirtilmiştir. Bu durumda, kural olarak kur farkı istenebilmesi mümkün ise de somut olayda dava konusu mal bedeline karşılık TL.üzerinden düzenlenen çekler verilmiştir. Çek bir ödeme vasıtası olup, ibrazında tahsil imkanı bulunduğundan verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek çek bedellerinin taraflarca kararlaştırıldığının ve döviz üzerinden çek düzenlenmesi mümkün iken TL.olarak çek alan davacının artık kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir. Mahkemece, delillerin değerlendirilmesinde bu yönde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.