YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13402
KARAR NO : 2013/7217
KARAR TARİHİ : 22.04.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kasımen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalının ürettiği kaynak malzemelerinin yetkili satıcısı olduğunu, cari hesap ilişkisi içinde doğabilecek borçların teminatı için davalı şirkete çek ve teminat ipoteği verildiğini, davalının gerekçe göstermeden sözleşmeyi iptal ettiğini belirterek davalıdan 10.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatı faiziyle birlikte tahsiline 80.000 TL bedelli çekin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında 26.02.2009 tarihinde maddi tazminat talebini 19.000 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, davacının tek satıcı olmadığını, taraflar arasında bu yönde bir sözleşme bulunmadığını, bu davada ticari ilişkide …’nın sıfatının olmadığını, davacının pazarın büyümesi hususunda bir katkısının bulunmadığını, davacının maddi ve manevi tazminata konu olabilecek alacağının bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, verilen 28.04.2011 günlü karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.11.2011 günlü kararı ile “HUMK 388/son maddesine göre, kararın hüküm fıkrasında tarafların istek sonuçlarının her bir hakkında verilen hükümlerin ayrı ayrı belirtilmesi gerekir. Bu itibarla davacının teminat olarak verilen 80.000.00 TL bedelli çekin iadesi talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak benimsenen bilirkişi kurulu raporları doğrultusunda; davanın kısmen kabulüne 13.268.91 TL maddi tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 10.000 TL’lik kısmı 27.02.2004 tarihinden itibaren reeskont faizi ile 3.268,91 TL’si ıslah tarihi 26.02.2009 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, davacı …’nın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine ve dava konusu çekin iadesine, diğer davacı şirketin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında değinilen bozma nedenlerinden olmasına rağmen HUMK, 388. maddesi uyarınca, taraflara yüklenen borç ile yararlarına kabul edilen hususların tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça belirtilmesi gerekirken, bu yön bozmadan sonra verilen kararda yerine getirilmemiştir. Öte yandan; davacılar manevi tazminat istemi yanı sıra 19.000 TL maddi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece 13.268.91 TL maddi tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulması,davacı yanın birden fazla olduğunun gözetilmemesi doğru olmadığı gibi ayrıca dava konusu sözleşmeyi imzalayan davacı şirket olup, şirketin ticari itibarı ve manevi şahsiyetinin zedelenmesinden dolayı manevi tazminat talebinde bulunulduğundan bu yönler üzerinde yeterince durulmadan karar yerinde irdelenip tartışılmadan ve sözleşmeye taraf olmayan davacılardan şirketin yetkili temsilcisi … yararına manevi tazminata da hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 990.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.