YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13594
KARAR NO : 2013/2515
KARAR TARİHİ : 11.02.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; dava dışı asıl borçlu bir şahsın davalı bankadan kullanmış olduğu kredinin teminatı olarak müvekkilinin de kefil olarak imza attığı bir senedin davalı bankaya verildiğini, senette nakden kaydı bulunsa da senet karşılığı davalı bankadan para alınmasının söz konusu olmadığını, müvekkiline kullandırılan kredi ile ilgili bakiye borç miktarını gösteren ihtarnamenin de gönderilmediğini, ayrıca müvekkiline protesto çekilmediğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, ancak bu teminat senedine dayanılarak davalı bankanın müvekkili hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlattığını, kredi borcunun takip talebindeki kadar olmadığını, 4.500,00 TL olduğunu belirterek müvekkilinin davalıya itiraz edilen miktar kadar borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; öncelikle davacının takibe itiraz süresi içinde bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, takibe konu senedin teminat amacıyla değil kredi geri ödemesinin tahsili amacıyla verildiğini, davacının senedin teminat senedi olduğunu yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, ayrıca davacıya ihtarname gönderildiğini, müvekkil bankanın takip tarihi itibariyle alacak tutarı üzerinden icra takibi başlatıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; takibe konu senet üzerindeki protesto çekilmediğine ilişkin şerh dikkate alındığında senedin teminat senedi olduğu kanaatine varıldığı, senedin bir karşılığının bulunmadığı, davacının icra takibinin 4.500,00 TL’lik kısmına itirazının olmadığı, 4.500,00 TL dışında kalan miktar yönünden davacının borçlu olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava konusu bonoyu aval veren sıfatıyla imzalamış olup senedin teminat senedi olduğunu iddia etmiş, davalı ise teminat senedi olmadığını, davacının bu yöndeki savunmasını yazılı delille kanıtlamakla yükümlü olduğunu savunmuştur. Senede karşı ileri sürülen iddiaların senetle ispat mecburiyeti bulunduğundan davacının dava konusu senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekmektedir. Senedin teminat senedi olduğuna dair davalının herhangi bir kabul beyanı bulunmamaktadır. Davalı bankanın protesto çekilmediği yönündeki açıklamasının senedin teminat senedi olarak kabulüne yeterli bir kanıt olarak ele alınması usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.