YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13967
KARAR NO : 2013/3233
KARAR TARİHİ : 20.02.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılardan … vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı şirket temsilcisi … ve vek. Av…. ile davalılardan … vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan şirket yetkilisi ile avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin sahibi ve ortağı olan … ’in kardeşi davalı … kendisine ait şirketi iflas ettikten sonra sembolik olarak % 1 hisse ve sınırlı temsil yetkisi verdiğini, ancak davalı …’in iyiniyeti kötüye kullanarak şirkete zararlar verdiğini, 19.01.2007 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ilanı ile temsil yetkisinin elinden alındığını, bu davalının yetkisi elinden alındıktan sonra şirket kayıtlarında görülmeyen, sahte olarak hazırladığı eski tarihli senetler düzenlediğini, kullanılan kaşenin kapatılan Mersin Bürosunun kaşesi olduğunu, davalı …’in yetkili olduğu dönemde şirketin ticari işleri için imza edip verdiği senet olmadığını, bu davalının kambiyo senedi taahhüdünde yetkisi bulunmadığını, davalı …’le muvazaalı olarak eline geçirdiği bonoyu icra takibine koyan davalı …’ın kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile % 40 kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuştur.
Davalı …, senetlerin şirketin borçları için verildiğini, davacı şirketin zararına hareket etmeyeceğini, davacı şirketin banka kredisi almadığı, dışarıdan borç alarak ve borçlara karşılık senetler düzenlendiğini şirkete açık hesap olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davalı …’in yetkili olduğu dönemde davacı şirket için müvekkilinin verdiği nakit paraya karşılık bono aldığını, borcun ödenmediğini beyanla iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olan müvekkili hakkındaki davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı … hakkındaki davanın takipte taraf olmaması nedeniyle pasif husumet nedeniyle reddine, davalı … hakkında açılan davanın kabulüne, davacı şirket hakkındaki icra takibinden dolayı davalı …’ın senedin karşılığı olmadığını bildiği halde takibe geçtiği gerekçesiyle borçlu olmadığının tespitine ve takip konusu asıl alacak 36.252 TL.üzerinden davacı yararına % 40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu bonoda, keşideci davacı şirket, lehdarı ise …’tır. Bono “nakten” düzenlenmiştir. Davalı …, davalı …’in davacı şirkette yetkili olduğu dönemde, davacı şirket için verdiği borç para karşılığı senedin düzenlendiğini savunmuştur. Yani somut olayda talil söz konusu değildir. Keşideci adına senedi imzalayan davalı …’in senet tanzim tarihi itibariyle davacı şirketi temsile yetkili olduğu dosya içeriği ile sabittir.
Bu durumda bedelsizlik iddiaları davacı şirket tarafından HUMK.nun 290.maddesi (HMK.nun 200.madde) uyarınca yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir. Mahkemece bu yönler üzerinde durulup tartışılmadan, delillerin değerlendirilmesinde ve ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı … yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı … yararına takdir edilen 900.00.TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’a ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.