Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/14158 E. 2013/2181 K. 05.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14158
KARAR NO : 2013/2181
KARAR TARİHİ : 05.02.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, akaryakıt dağıtımı yapan müvekkilinin, davalı istasyon sahibi ile aralarında akaryakıt ve LPG dağıtımı bayiiliğine dair 17.11.2008 tarihli 5 yıllık sözleşme olduğunu ve 12.8.2009 tarihinde de tonaj taahhüdüne dair ek sözleşme imzalandığını, ancak davalı bayinin sözleşmeye aykırı davranışları ve tonaj alım taahhüdüne uymaması nedeniyle sözleşmenin müvekkili tarafından 13.08.2010′ da haklı nedenle feshedildiğini belirterek, aralarındaki ek sözleşme gereğince tonaj taahhüdüne uyulmaması nedeniyle hak kazanılan 55.128-USD’ lik cezai şart alacağından şimdilik 2.500-USD’ nin, ek sözleşme gereğince başka firma bayiliğini de yapmış olmasından dolayı hak kazanılan 200.000-USD’ lik cezai şart alacağından şimdilik 2.500-USD’ nin ve davalının sözleşmenin erken feshine neden olması nedeniyle fesih tarihinden normal bitiş tarihi olan 17.11.2013 tarihine kadar toplam 976.883,38-TL kar kaybı alacağından şimdilik 5.000-TL’ nin fesih tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek faizleriyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmelerin rekabet hukukuna aykırı hükümler içerdiğini, müvekkilinin aylık tonaj alım miktarını bilen davacının sözleşme süresince hiçbir uyarıda bulunmadığını, davacının MK 2. maddesine aykırı davrandığını, LPG piyasasında çok büyük düşüşler yaşandığını ve sözleşmedeki tonaj taahhüdünün çok fahiş olduğunu, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, istenen cezai şart miktarının müvekkilinin mahvına neden olacağını, kar mahrumiyetinin sözleşme süresinin sonuna kadar istenmesinin de haksız olduğunu, davacının her zaman yeni bir bayi açabileceğini, hem cezai şartın hem de kar mahrumiyetinin birarada istenemeyeceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafın sözleşme ile taahhüt ettiği tonaj alım miktarlarına ulaşmadığı anlaşılmakla birlikte davacı tarafın kar yoksunluğu ve cezai şarta dair taleplerinin haklı olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, buna göre davalı tarafın sözleşmenin ifa edildiği yıllar içinde alım taahhüdünü yerine getiremediği ve bunun uzun süredir vuku bulduğu ortada iken, davacının bu nedenle akdi feshedeceğine ilişkin ihtari yazılarını daha evvel göndermemesi ve akdi ilişkiye devam etmesiyle sözleşmenin devamına zımnen rıza gösterdiği, ayrıca haklı fesih olabilecek şekilde davalının başka firmanın malını sattığına ilişkin bir delil de bulunmadığı gözetilerek, uzun süreli akdi bir ilişkide tonaj taahhüdü bakımından ihlaline uzun süre sessiz kalınması sebebiyle Borçlar Kanunu’ nun 158/2. maddesi ve Medeni Kanunun hüsnüniyete ilişkin hükümleri çerçevesinde davacının akdi feshinin haksız olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 17.11.2008 tarihli bayilik sözleşmesinin 24. maddesinde “bayinin işbu anlaşmanın imza tarihinden itibaren başlamak üzere birinci yıl en az 300 ton LPG’yi yıl içinde aylık düzenli olarak Total’den satın almayı ve anlaşma süresince takip eden her yıl için satışlarını bir önceki yıla göre %3 arttırmayı kabul ve taahhüt ettiği” hükme bağlanmış, daha sonra 12.08.2009 tarihinde imzalanan ek sözleşme ile yıllık asgari alım taahhüdü miktarı 270 tona düşürülmüştür. Ek sözleşmede belirlenen asgari alım taahhüdüne de uyulmaması nedeniyle davacı 13.08.2010 tarihinde sözleşmeyi feshetmiş, bundan dolayı uğradığı kar kaybı ile sözleşme hükmüne dayalı cezai şart talebi ile işbu davayı açmıştır. Davalının başka firmalardan mal aldığına dair dosyada bilgi ve belgeye rastlanılamamıştır.
Ancak, davalının ek sözleşmeyle belirlenen asgari alım taahhüdünü yerine getirmediği ve böylece sözleşmeye aykırı davrandığı dosya içeriğiyle sabittir. Taraflar arasındaki 17.11.2008 tarihli sözleşmenin 29. maddesinde bayiinin sözleşmenin herhangi bir hükmüne aykırı davranması ve sözleşme hükümlerinde belirlenmiş olan yükümlülüklerin herhangi birisini zamanında yerine getirmemesi halinde Total’in hiçbir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın sözleşmeyi tek taraflı feshetmekte yetkili olacağı ve öyle bir durumda 100.000 USD’nin fiili ödeme tarihindeki döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak olan TL karşılığını cezai şart olarak talep edebileceği, bunun yanında ayrıca uğradığı ve uğrayacağı her türlü kar ve kazanç kaybını da isteyebileceği açıkça hükme bağlanmıştır.
Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirmesine gelince; davacı, 17.11.2008 tarihli sözleşmede kararlaştırılan asgari alım taahhüdüne uyulmaması üzerine davalıyla 12.08.2009 tarihinde ek bir sözleşme yaparak, asgari alım taahhüdü miktarında indirime gitmiş, ancak buna rağmen ek sözleşmede öngörülen taahhüde de uyulmaması nedeniyle bir yıl sonra 13.08.2010 tarihinde sözleşmeyi feshetmiştir. Hal böyle olunca, somut olay bakımından davacının sözleşmeye aykırılığa zımnen rıza gösterdiği ve davacının TMK’nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı davrandığının kabulü mümkün değildir. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece yapılacak iş, davacının davalı tarafın sözleşme ve ek sözleşmede öngörülen asgari alım taahhüdüne uymaması nedeniyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiği ve buna göre 17.11.2008 tarihli sözleşmenin 29. maddesinde öngörülen cezai şart ve kar mahrumiyeti taleplerinin kabulü doğrultusunda bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.