YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14180
KARAR NO : 2013/2585
KARAR TARİHİ : 12.02.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında finansal kiralama sözleşmesi düzenlendiğini, davalının borçlarını ödememesi üzerine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’ nün 2002/2883 sayılı dosyasından icra takibi yaptıklarını, davalının bunun üzerine vekili Av. … vasıtasıyla İstanbul 5. ATM’ nin 2005/252 sayılı dosyasında menfi tespit davası açtığını, daha sonra asilin avukatının haberi olmadan davadan feragat ettiğini ve bu nedenle davanın reddedildiğini, adı geçen avukatın bu sefer 50.392,65-TL avukatlık ücreti alacağı için İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin 2006/162 sayılı esasında dava açtığını ve 2008/250 sayılı kararla 25.196,33-TL’ nin müvekkilinden ve davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsil yolunda karar oluşturulduğunu, adı geçen avukatın ilamı Şişli 8. İcra Müdürlüğü’ nün 2009/1457 sayılı dosyasıyla takibe koyduğunu ve müvekkilinin 15.01.2009 tarihinde 25.196-TL ödeme yaptığını belirterek, sözkonusu alacağın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermediği ve duruşmalara da katılmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, anılan mahkeme kararları incelendiğinde, Avukatın Avukatlık Yasası’ nın 164. ve 165. maddeleri gereğince alacağı olduğunun mahkeme kararıyla sabit hale geldiği, davacı tarafından ödemenin yapılması karşısında payı oranında davalıya rücu edebileceği, rücunun oranının net olarak belirgin olmamakla birlikte, Asliye Hukuk Mahkemesi’ nce müşterek ve müteselsilen sorumluluktan bahsedildiğinden, bunun 1/2 oranında olması gerektiği sonucuna varıldığı, zira tümünün davacı veya sadece davalı tarafından karşılanmasının kesinleşen mahkeme kararına ve işin niteliğine aykırı bir durum olacağı belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile 12.598-TL’ nin 15.01.2009 tarihinden itibaren talep gibi yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 5.b maddesinde “… kiracının tasarrufları, davranışları, icraatları ile ilgili kiralayanın bir sorumluluğu bulunmayacaktır. Kiracı bu maddede öngörülen yükümlülüklerine aykırı davranışları sonucunda kiralayanın maruz kalacağı, her türlü ödeme, ceza, tazminat, zarar ve ziyanı temerrüt faizi ile birlikte tazmin ve icabında kiralayanın ibrasını temin etmek mükellefiyeti altındadır. Şu kadar ki, kiralayan tamamen kendi tercine bağlı olarak sözkonusu ödemeleri yapmak ve bu ödemeler için kiracıya rücu etmek hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Mahkemece somut olayın değerlendirilmesi açısından anılan sözleşme hükmü üzerinde durulup tartışılarak, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken belirtilen sözleşme hükmü değerlendirilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA. Peşin harcın istek halinde iadesine, 12.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.