Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/14182 E. 2013/4137 K. 05.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14182
KARAR NO : 2013/4137
KARAR TARİHİ : 05.03.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin, davalı şirketin 1998 yılından beri ana depo bayisi olduğunu, 28.06.2007 tarihli protokolle müvekkili ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesinin feshinin ve karşılıklı borçların tasfiyesinin kararlaştırıldığını, 03.07.2007′ de de ek protokolün imzalandığını, müvekkilinin protokol yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalının yerine getirmediğini, davalıya ihtarname göndererek hacizlerin kaldırılmasını ve alacaklı olduğu 50.949.00-TL’ yi ödemesini istediğini, ancak davalının ödemediğini beyanla, davalı tarafından müvekkili aleyhine yapılan İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’ nün 2007/9801 sayılı dosyasındaki takibin iptaline, haczedilen taşınmazlar ile… plakalı araç üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına, müvekkilinin alacağı olan 50.949-TL’ nin 10.09.2007 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin, müvekkili şirketin depo ve bayiliğini yaptığını, davacının bu ticari ilişki çerçevesinde müvekkili şirkete vermiş olduğu çek ve senetleri ödemediğini, bunun üzerine İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’ nün 2007/9801 sayılı dosyasından davacı aleyhine takip yaptıklarını, müvekkilinin protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davacının protokol gereğini yerine getirmediğini, depozito bedeli karşılığı davalıya teslim edilmiş olan LPG tüplerinin tamamının müvekkili şirkete teslim edilmediğini, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, tarafların defter kayıtlarında 909.642,56-TL olarak görünen borçta bir ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın ve alacak farkının iade tüplerin bir kısmına uygulanan depozito bedelleri ve sonradan alınan LPG bedelinde mevcut farklardan kaynaklandığı, delil sözleşmesi uyarınca davalı defterleri yegane delil olarak kararlaştırıldığından defterde yazan 32.443,96-TL’ nin LPG bedeli olarak esas alınması gerektiği, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’ nün 2007/9801 sayılı dosyasındaki 27 parsel ve 31 parsel sayılı taşınmazlar ile… plakalı araç üzerine konulan hacizlerin 28.04.2011 tarihinde İİK 106-110 maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verildiğinden konusuz kalması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığı, 21.12.2010 tarihli rapora göre davacının alacağının toplam olarak 26.674,94-TL olduğu ve bu raporun hüküm kurmaya elverişli bulunduğu belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile asıl alacak 26.674,94-TL ve işlemiş faiz 1.000,31-TL olmak üzere toplam 27.675,25-TL’ nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağa yıllık %27 ve değişen oranlarda basit usulde faiz yürütülmesine, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’ nün 2007/9801 E. sayılı dosyasına ilişkin dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesini sonlandırıp 28.06.2007 tarihli bir protokol düzenlemişlerdir. Anılan protokolde 28.06.2007 tarihi itibariyle davacı bayi İkosan’ın (faizler hariç) Milangaz’a olan toplam 908,000 TL (hatalar müstesna) borcunun protokolde belirtildiği şekilde tasfiye edileceği kararlaştırılmıştır. Buna rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının tasfiyeye esas alınması gereken borcunun 909.642,56 TL olarak ele alınıp buna göre hesap yapılması doğru olmadığı gibi, protokolün bu maddesinde; “işbu protokolün şartları harfiyen yerine getirildiğinde ikosan hakkında yapılan tüm icra takipleri kaldırılarak ayrıca İkason’dan gecikme faizi ve her ne nam altında olursa olsun bir talepte bulunulmayacağı” hükme bağlanmış olup, bilirkişi raporunda yer alan bir takım tapu masrafları, senet protesto masrafı ve icra masrafı gibi toplam 11.833 TL’nin davacının borcuna eklenmesinin anılan protokol hükmüne aykırı olduğu yolundaki davacı itirazlarının değerlendirilmemiş olması da bozma nedenidir.
3) Davalının temyizi yönünden taraflar arasındaki protokol’ün 1. maddesinin c bendinde, Elazığ ve Malatya Depolardaki Milangaz ve Likitgaz markalı Tüpler (ezik ve darbesiz olmak kaydıyla) Raiç depozito bedellerinden iade alınacak ve İkosan’ın hesabına alacak olarak kaydedilecektir. hükmüne yer verilmiştir. Nitekim taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 21. maddesinde de,
a) Bayi, sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun feshi üzerine onbeş gün içinde mevcut yahut müşterilerinde veya tali bayilerinde bulunan dolu ve boş depozitolu veya depzitosuz tüpleri Milangaz LPG’ye iade ve teslim etmekle yükümlüdür. Bayi, bu yükümlülüğü yerine getirmediği takdirde, iade etmediği tüplerin fiili ödeme tarihindeki maliyet bedellerini Milangaz LPG’ye nakden ödemeyi kabul ve taahhüt eder.
b) Bayi, kendisine teslim edilen tüplerin iadesi ile depozito bedellerinin Milangaz LPG’den istenilmesi halinde iade edilen tüpün hasarlık derecesinin ve bu hasar için uygulanacak depozitodan tenzilat miktarının sadece Milangaz LPG veya tüpü imal eden kuruluşça takdir edilmesini ve tespit edilecek hasar bedelinin depozito bedelinden tenzil edilmesini kabul etmiştir.” hükmü bulunmaktadır. Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi ilk ve ek raporunda davalı kayıtlarının dayanağı net olarak ortaya konulamadığı için askeri birlik yazısının esas alınmasının daha doğru olacağı, askeriyeyle satım ilişkileri devam eden davalı bakamından da tüplerin davacı tarafından alınıp tekrar davalıya verilmesinin istenmesinin makul olmadığı şeklinde görüş bildirmişse de, davalı vekili bilirkişi görüşünün taraflar arasındaki sözleşme ve protokol hükümlerine uygun olmadığını belirterek raporlara itiraz etmiştir. Bu durumda mahkemece davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının bayilik sözleşmesi ve protokol hükümleri çerçevesinde değerlendirmesi yönünden yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin öteki temyiz itirazının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle davacı yararına (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına hükmün BOZULMASINA, peşin harcların istek halinde iadesine, 05.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.