YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14356
KARAR NO : 2012/19009
KARAR TARİHİ : 13.12.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilleri aleyhine davalı banka tarafından 15.02.2006 vade tarihli, 500.000,00.-TL bedelli bonoya istinaden icra takibi başlatıldığını,oysa müvekkillerinin bu miktarda borçlarının bulunmadığını zira bonoda asıl borçlu gözüken … ile davalı banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer müvekkillerinin bu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, takip dayanağı bononun kredinin teminatını teşkil etmek üzere vade tarihi boş olarak imzalanıp davalı bankaya verildiğini, davacının 12.03.2008 tarihli noter ihtarnamesi ile 11.03.2008 tarihi itibari ile hesabı kat ettiğini bildirerek 200.000,00.-TL alacak talep ettiğini, ihtarname ve ödeme emri keşide edilmeden önce üç adet çekin kredi borcuna mahsuben ödeme amacı ile davalı bankaya teslim edildiğini, ana para borcunun 150.000,00.-TL olduğunu, üç adet müşteri çeki ile yapılan 37.500,00.-TL ödemenin mahsup edilmesi gerektiğini belirterek , takip dayanağı bonoya istinaden 88.894,00.-TL yönünden borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 15.02.2006 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davacı şirkete kredi kullandırıldığını, diğer davacıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladıklarını, hesabın kat edilerek ihtiyati haciz kararı alındığını ve kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen kambiyo senedine dayalı olarak takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, 12.03.2008 tarihinde yapılan haciz sırasında davacı …’nin borcu kabul ettiğini ve ödeme taahhüdünde bulunduğunu, bunun mahkeme dışı ikrar niteliğinde olduğunu, takibe konu kambiyo senedinin teminat niteliğinde değil ödeme aracı olarak verildiğini, müşteri çeklerinin tahsil kabiliyetinin olup olmadığının henüz belli olmadığını, faize itirazın yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, cevap ve toplanan deliller doğrultusunda davalı banka tarafından hesabın kat edildiği tarihteki banka alacağının 157.618,15.-TL olduğu, davacıların takip ile temerrüde düştükleri, bankanın takip tarihi itibari ile alacağının 157.710,08.-TL olduğu , icra takibinde ise toplam 201.394,52.-TL istendiği, bu durumda davacıların 43.684,44.-TL borçlu olmadıkları, bu arada davalı bankaya davacılar tarafından kredi borcuna karşılık üç adet bono teslim edildiği, 28.04.2008 vadeli bononun 30.04.2008 tarihinde 10.500,00.-TL ve 28.05.2008 vadeli bononun 29.05.2008 tarihinde 12.500,00.-TL olarak ödendiği, 28.06.2008 vadeli 14.500,00.-TL bedelli bononun ise henüz ödenmediği, takipten sonra yapılan bu ödemelerin infazda dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava takipten dolayı açılan menfi tespit davasıdır. Davacı taraf takibe konu miktar kadar borçlu olmadığını iddia etmektedir. Mahkemece her ne kadar takipten sonra yapılan ödemelerin infazda nazara alınması gerektiği belirtmişse de dava tarihi itibariyle alacak borç miktarı ve davacı ödemeleri araştırılıp sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz taleplerinin reddine,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.