YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16063
KARAR NO : 2013/4098
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. …., gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Dava, ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iaptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili borcun ödenmiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının ödeme savunmasını ispat edemediği, teklif edilen yeminin davalı tarafından eda edildiği, davalının takipten önce temerrüde düşürülmediği belirtilerek davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık, davacıya yapılan 120.000. TL nakit ödemeyi içeren ve davacının düzenlediği 21.4.2007 tarihli “para makbuzu”nun; 24.4.2007 tarihli ve toplam 120.000. TL bedelli üç adet çekin alındığına dair tahsilat makbuzu ile mükerrer olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı yan, 24.4.2007 tarihli çek tahsilatına ilişkin makbuzda imza olmaması nedeniyle davalı tarafından makbuz talep edilmesi üzerine 21.4.2007 tarihli para makbuzunun düzenlendiğini, dolayısıyla 21.4.2007 tarihli makbuzun 24.4.2007 tarihli çeklere ilişkin makbuz yerine mükerrer düzenlenmiş olduğunu iddia etmiştir. Davalı taraf ise yanlar arası ilişkide çeklerin avans olarak verildiğini, daha sonra mal teslim edildiğini, açık hesabın bu şekilde işlediğini, 21.4.2007 tarihli para makbuzunun tarihinin çeklere ilişkin makbuzun(24.4.2007) tarihinden üç gün önceye ait olması nedeniyle mükerrerlik bulunmadığını, önce nakit para verilerek 21.4.2007 tarihli para makbuzun alındığını, daha sonra çeklerin verildiğini, makbuzlardan birinin içeriğinin para, diğerinin ise çek olması nedeniyle de mükerrerlik iddiasının kabul edilemeyeceğini savunmuştur.
Uyuşmazlık ile ilgili alınan 19.3.2010 tarihli bilirkişi 1. ek raporunda davacının düzenlediği fatura üzerine davalının ödeme yaptığı ve taraflar arasındaki ilişkinin bu şekilde süregeldiği belirtilmişken, 7.12.2010 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda ise ihtilafın ortaya çıkmasına kadar yanlar arasındaki ticari ilişkinin peşin çek uygulaması şeklinde olduğu, ekstrelere bakıldığında davalının davacıya borçlu değilken ileri tarihli çeklerle ödeme yaptığı belirtilmiştir. Bu nedenle bilirkişi raporları arasında uyuşmazlığın esasına ilişkin yapılan tespitler çelişkilidir.
Öte yandan ve özellikle 19.3.2010 tarihli bilirkişi 1.ek raporunda 3 adet çeke ilişkin ödemenin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirtilmiş olup, bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. 21.4.2007 tarihli para makbuzunun 24.4.2007 tarihli makbuzdan önce düzenlenmiş olması ve içerik olarak da çek tahsilatına ilişkin değil de para tahsilatına ilişkin bulunması karşısında sadece davacının beyanına istinaden mükerrer kabul edilmesi doğru olmadığı gibi, davalının ibraz ettiği 21.4.2007 tarihli yazılı delil niteliğindeki para makbuzunun aksinin, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olduğundan bahisle tamamlayıcı yemin verilerek ispatlandığının kabulü de isabetsizdir. Davacının ticari defterlerindeki kayıtların dayanağı olarak 21.4.2007 tarihli para makbuzunu karşılayacak bir belge bulunmadığı gibi esasen uyuşmazlık da 21.4.2007 tarihli belgenin davacı tarafından kabul edilmemesinden kaynaklanmaktadır.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 900 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.