Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/16096 E. 2013/2402 K. 07.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16096
KARAR NO : 2013/2402
KARAR TARİHİ : 07.02.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının Gaziantep 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/6154 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, söz konusu takibe konu senetlerin gerçekte teminat niteliğinde verildiğini, sonrasında davalının edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle bedelsiz kalmış senetler olduğunu, dava konusu bonoların keşide nedeninin, … Mah. 4215 Ada ve 9 Parselde bulunan bağımsız bölümün dava dışı … tarafından davalıya verilmesinden sonra söz konusu gayrimenkulün tekrar dava dışı şahıs tarafından alınmak istenmesi karşısında davalının bu teklifi kabul etmesi ve karşılığında başkaca tapular istemesi, bunun üzerine dava dışı …’ın bunu kabul etmesi fakat dava dışı şahsın davalının istediği tapulardan birinin teminindeki gecikme olduğunu, bu gecikme karşısında …’ın dava dışı şahsı müvekkilinin işyerinde görerek şahıs ve müvekkili üzerinde baskı kurduğunu ve kendisine verilmesi gereken gayrimenkullerin teslimine teminat olması amacıyla müvekkilinden talep konusu senetleri aldığını, her iki tapunun da davalıya verilmesinden sonra davalının senetleri iade etmediğini, davalının soruşturma dosyasındaki ifadesinin, söz konusu senetlerin teminat senedi olduğuna ve edimlerin yerine getirilerek aslında borcun sona erdiğine dair kesin delil niteliğinde bulunduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibe konulan senetlerin iptaline ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın senetlerin dayanağı borç ilişkisinin ifa olunduğuna ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin senetlere konu borç ilişkisinin bedelini hali hazırda alamadığını ve mağduriyetinin oluştuğunu, söz konusu senetlerin icraya konulduğunu, davacı tarafın söz konusu bonoların teminat senedi olduğunu iddia ettiğini ancak taşınmazın tapu kayıtlarından da anlaşılacağı gibi 01.03.2011 tarihinde müvekkili adına kaydedildiğini, bonoların ise 30.03.2011 tarihinde keşide edildiğini, tapu devir tarihinden sonra keşide edilen bonoların söz konusu devir işlemine teminat olarak verilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinde yer alan “davalı kendi ikrarı ile senedi edimlerin teminatı olarak aldığını, edimlerin yerine getirildiğini ama senetlerin iade edilmediğini kabul etmiştir şeklindeki” ifadenin tamamiyle gerçek dışı olduğunu bildirerek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın toplam 90.000,00 TL bedelli 3 adet bonodan dolayı borçlu olmadığına dair yeterli ve inandırıcı belge ve delil sunmadığı, delil olarak gösterilen Gaziantep C.Savcılığı’nın 2011/12365 esas nolu ve 2011/32594 esas nolu evraklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olduğu, Gaziantep 11.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/14 esas nolu dosyasının hukuk mahkemeleri için bağlayıcı nitelik taşımadığı gibi bu dosyanın tefecilik, hakaret, basit etkili eylem suçlarından açılmış olduğu, mahkeme dosyası ile doğrudan bir bağlantısının bulunmadığı, ceza davasının sonucunun beraat yada mahkumiyet çıkmasının da dosya için bağlayıcı olmayacağı, bu nedenle ceza davasının sonucu ve kesinleşmesinin beklenmediği, senetlerin kefaleten verilmiş teminat senedi olduğunu iddia eden davacı tarafa bu hususun ispatı için yemin deliline dayanıp dayanmadıklarının hatırlatıldığı, davacı tarafın yemin delilinden vazgeçtiğini açıkladığı, davacı tarafın iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, mahkeme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 07.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.