Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/16177 E. 2013/4720 K. 18.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16177
KARAR NO : 2013/4720
KARAR TARİHİ : 18.03.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekili ile süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; taraflar arasında düzenlenen bayiilik sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davalıya olan borçlarına karşılık, müvekkilinin 200.000,00 TL tutarındaki bir alacağını davalı şirkete temlik ettiğini, ayrıca ek teminat olarak da 200.000,00 TL bedelli bir çekin verildiğini, ancak davalı şirketin temlik alacağının ödenmesini beklemeden söz konusu çeki bankaya ibraz ettiğini, ancak çekin arkasının yazılmaması için ödemeden men talimatı verilmiş olması nedeniyle çekin karşılığı ödenmeyince müvekkil hakkında ihtiyati haciz kararı aldırdığını, icra takibinden bir hafta sonra temlik alacağının da davalıya ödendiğini, ayrıca ihtiyati haciz nedeniyle davalıya toplam 15.500,00 TL ödeme yapıldığını, durumun düzeltilmesi için davalı şirkete yapılan sözlü ve yazılı başvuruların sonuçsuz kaldığını, icra takibinin takipsiz bırakılması nedeniyle 27.12.2007 tarihinde düştüğünü,davalı şirketin fazla tahsil ettiği bedeli faturalandırmak ve cari hesabı sıfırlamak amacıyla çeklerin gecikme bedeli olarak 22.000,00 TL ve avukatlık ücreti olarak 23.903,20 TL tutarlı faturalar tanzim ederek gönderdiğini, ancak faturalara itiraz edilerek iade edildiğini, davalı tarafa borcun 154.004,65 TL olmasına rağmen 215.500,00 TL ödeme yapıldığını, fazla tahsil edilen tutarın sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesinin gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 39.495,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; temliğe konu alacağın ne zaman ödeneceğinin belli olmaması nedeniyle müvekkil şirketin bu temliki kabul etmediğini, bunun üzerine davacı şirketin her halükarda borcunu 31.08.2007 tarihinde ödeyeceğini beyan ederek 31.07.2008 keşide tarihli çeki verdiğini, yani müvekkiline alacağını tahsil konusunda seçimlik bir yetki verildiğini, buna göre 31.07.2008 tarihine kadar temlik nedeniyle bir ödeme yapılmaması halinde bu çek ile tahsilatın yapılacağını, çekin teminat olarak verildiğinin davacı tarafça yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, ayrıca davacı tarafın haciz sırasında borcu kabul ettiğini, davacıdan fazla tahsilat yapılmasının da söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; usulüne uygun tutulmamış olan davacı defterlerinde takip konusu çekin kayıtlı olmadığı ve davacının 70.389,63 TL alacaklı olduğu, usulüne uygun tutulan davalı defterlerinde ise takibe konu çekin karşılıksız çıktığı kaydıyla kayıtlı olduğu, davacının 2007 yılı devir borcunun 154.003,59 TL olduğu, davalının temlik alacağı ve icra takibi sırasında yapmış olduğu tahsilatlar toplamının 215.500,00 TL olduğu, ayrıca davalının takibe konu çekin zamanında ödenmemesi nedeniyle 22.000,00 TL bedelli vade farkı ve 23.903,20 TL bedelli avukatlık ücreti adı altında faturalar düzenlediği, buna göre davacıdan 15.593,21 TL fazla tahsilat yapıldığının kabulünün gerektiği, temliknamedeki ödemenin gecikmesi üzerine çekin takibe konulduğu,her ne kadar davalı taraf icra dosyasındaki tahsil harcı ve diğer ferilerin hesaba katılmasını istemiş ise de, icra dosyasında alacaklı vekili 210.000,00 TL ödeme yapıldığından tahsil harcı kesilmesini ve hacizlerin fekkini talep ettiğinden ve aynı tarihte çek aslı borçlu vekiline iade edildiğinden diğer alacak kalemlerinden bu şekilde vazgeçildiğinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekili, davalı vekilinin temyiz dilekçesine karşı düzenlediği temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin temyiz itirazlarını ileri sürmüşse de söz konusu dilekçenin HUMK’un 433. Maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre içinde verilmediği anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, aşağıdaki yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 18.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.