YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16294
KARAR NO : 2013/2250
KARAR TARİHİ : 06.02.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı itirazın iptali – alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili asıl davada İsrail’de turizm alanında faaliyette bulunan müvekkili şirketin Kapadokya’da bir otele turist gönderilmesi konusunda davalı ile anlaşma yapıldığını ve davalıya kaparo olarak 20.000 ABD Doları bedelin 2009 yılı Ocak ayında ödendiğini, ancak daha sonra müvekkili tarafından davalı şirkete ait otellere rezervasyon işleminin yapılamadığını ve davalı tarafından da rezervasyon teyidi işlemi yapılmadığını, taraflar arasında kesinleşmiş bir rezervasyon ilişkisinin kurulmadığını, davalıya ödenen 20.000 ABD doları kaparonun talep edildiği halde iade edilmemesi üzerine bu bedelin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı tarafça açılan karşı davada ise davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı firma arasında imzalanan 04.11.2008 tarihli otel konaklama sözleşmesi gereğince müvekkilinin işletmekte olduğu otelde 01.04.2009-31.10.2009 tarihleri arasında davacının acente olarak İsrail’den kabul edeceği turist kafilelerinin konaklayabilmesi için her gün 20 oda kontenjan ayırmayı kabul ettiğini, davalının 02.01.2009 tarihinde iş bu sözleşmeye istinaden ön ödeme olarak 20.000,00 ABD Doları yatırdığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan edimini yerine getirerek her gün 20 odayı davacı yana rezerve ederek boş bıraktığını, ancak 01.04.2009-31.10.2009 tarihleri arasında bir tane konaklama dahi gerçekleşmediğini, davacı ile imzalanan sözleşme gereğince davacı acentenin İsrail Pazarı için satışlarda oteldeki tek yetkili olarak kabul edildiğinden tekliflerin tamamını geri çevirmek zorunda kaldığını, davalının sözleşmeden doğan edimini yerine getirmemesi nedeniyle ekonomik olarak zarara uğrayan müvekkilinin zararının giderilmesi için yapılan ön ödemenin irat kaydedildiğini ileri sürerek asıl davada davanın reddi ile %40 kötü niyet tazminatı verilmesini istemiş, davalı tarafça açılan karşı davada ise; müvekkilinin turizmin en canlı olduğu 6 aylık dönemde sözleşme gereğince her gün 20 odanın boş kalması sebebiyle telafisi güç bir ekonomik zarara uğradığını, davalı tarafça yapılan 20.000 ABD Doları ön ödemenin müvekkilinin zararını karşılamakta yetersiz kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak müvekkilinin lehine 6.000 ABD Doları tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve mahallinde yapılan keşif sonucu alınan ve benimsenen bilirkişi heyet asıl ve ek raporlarına göre; davacı tarafından davalıya yapılan 20.000 ABD Doları ön ödemenin Eski BK’nun 156/1. ve (T.B.K.nun 177.maddesi) maddesinde belirtilen bağlanma parası mahiyetinde olduğu, ancak aralarında turizm işletmecisi bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyet raporuna göre kanuni düzenlemenin aksine yerel adet olduğundan davacının bağlanma parasının davalı tarafından gelir kaydedilebileceği sonucuna varıldığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava yönünden ise; taraflar arasındaki sözleşmenin garanti oda anlaşması mahiyetinde olmadığı ve taraflar arasındaki yazışmalardan sor-sat gibi yöntemler uygulandığı ve davalının otelindeki odalarının günlük değerlendirildiği, bu sebeple karşı davacının karşı davalıdan talep edebileceği bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle karşı davanın da reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı-karşı davalı vekilinin temyiz istemi davalı-karşı davacıya ödenen kaparonun iadesi istemine ilişkindir. BK.’nun 156. maddesi (6098 sayılı TBK m. 177) uyarınca, pey akçesinin verilmesi halinde, asıl olan onun akdin vukuuna delil olarak verilmiş olmasıdır. Açıkça cayma tazminatı olduğu şart edilmedikçe kaparo, pey akçesi gibi verilen paralar cayma tazminatı olamayacağından akdi bozmakta haklı olsun olmasın onu veren taraf istirdada yetkilidir. Cayma akçesi akdin yapıldığı sırada karşı tarafa verilen sözden cayıldığı takdirde karşı tarafta kalması kabul edilen bir paradır. Somut olayda dava ve takip konusu konaklama sözleşmesinin 4. maddesi gereği davalıya ödenen ön ödeme miktarı taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında cayma tazminatı olarak öngörülmemiş olduğu gibi taraflarca da yapılan ödemenin ön ödeme olduğu kabul edilmektedir. Her ne kadar TTK’nın 2. maddesi uyarınca ticari örf ve adet gereği kaparonun iadesi talep edilemez ise de mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ticari örf ve adet gereği verilen kaparonun iade edilmeyeceğinin ispat edildiğine ilişkin bir tespit bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece açıklanan yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.