YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17117
KARAR NO : 2013/3482
KARAR TARİHİ : 25.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davalının Ankara 26. İcra Müdürlüğü’nün 2006/2380 esas sayılı takip dosyasında müvekkili aleyhine 10.05.2005 tanzim tarihli, 03.06.2005 vadeli ve 16.000,00 TL bedelli kambiyo senedine dayalı takip yaptığını, sözkonusu senedin davalı tarafından senette borçlu olarak görünen dava dışı … işe girerken alınan açık teminat senedi olduğunu, senedin sonradan davalı şirket yetkililerince tanzim edildiğini ve müvekkilinin de kefil ve borçlu olarak gösterilerek takibe koyulduğunu, ancak söz konusu senet altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek, müvekkilinin sözkonusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile % 40 kötüniyet tazminatına ve icra takip dosyasında davacıdan kesilen miktarların kesildikleri tarihten itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2006/685 esaslı dosyasında davacının takibin iptaline ilişkin açtığı davanın reddedildiğini ve kesinleştiğini belirterek kesin hüküm nedeniyle öncelikle davanın reddine karar verilmesini, eğer bu mahkeme kararı kesinleşmemiş ise davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesini gerektiğini belirtmiş ve işçinin işe girerken kendisinden teminat senedi alındığını iddia ederek açtığı senet iptal davasının İş Mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek iş bölümü itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak ise davacının Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesindeki dava dilekçesinde imzaya itiraz etmediğini, itiraz sebeplerinin değiştirilemeyeceğini ve genişletilemeyeceğini belirterek davanın reddine ve % 40’tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; dava dilekçesinde iş ilişkisinin davacı ile davalı arasında değil, davalı ile dava dışı … arasında olduğu ileri sürüldüğüne göre iş mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin itirazın yerinde olmadığı, yine kısıtlı araştırma yetkisine sahip icra tetkik merci tarafından verilen kararın eldeki dava ile ilgili olarak kesin hüküm teşkil etmesi ya da derdestliğine konu edilmesi mümkün bulunmadığından buna yönelik savunmanın yerinde olmadığı, bilirkişi … 11.03.2012 tarihli raporunda; davacı tarafın icra takip dosyasına dayanak yaptığı kambiyo senedi altındaki imzanın davacının el ürünü olmadığına ilişkin görüş bildirdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara 26. İcra Müdürlüğü’nün 2006/2380 esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferilerine ilişkin olarak davacının borçlu olmadığının tespitine, imzanın davacıya ait olmadığı ve böylelikle takibin kötü niyetli olarak yapıldığı kanaatine varıldığından davacı lehine takip dosyasındaki asıl alacak olan 16.000,00 TL’nin %40 oranında icra inkar tazminatı takdirine, davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Ankara 26. İcra Müdürlüğü’nün 2006/2380 esas sayılı dosyada takibe konulan 16.000 TL bedelli senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Mahkemenin imza incelemesi için aldırdığı rapor hüküm kurmaya yeterli mahiyette değildir. Davacının senedin tanzim tarihinden önceki döneme ait ıslak imza örnekleri getirtilerek bu imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda yeniden bilirkişi raporu alınması gerekirken, fotokopi belgeler üzerinde inceleme yaptırılarak karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.