Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/17218 E. 2013/5098 K. 25.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17218
KARAR NO : 2013/5098
KARAR TARİHİ : 25.03.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat (alacak) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili; taraflar arasında akdedilmiş Satıcı Firma Sözleşmesi’nin ve Kalite Planı Sözleşmesi’nin ilgili maddelerine göre ürünlerde kalite problemi tespit edildiğinde, kalite cezası olan kasıtlı ürüne ait partinin fatura bedelinin %17’sinin ve bu partiden kazanılacak karın cezai şart olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, 22.11.2008 üretim tarihli ve 13746 parti numaralı 70′ lik rakılar, 05.05.2009 üretim tarihli ve 13231 parti numaralı 35’lik rakılar ile 05.05.2009 üretim tarihli ve 35911 parti numaralı 70’lik rakılarla ilgili mahkemelerce yapılan incelemede sözkonusu ürünlerin ”satılamaz ve içilemez olduklarının tespit edildiklerini, sözkonusu ayıplı 4 (dört) ürünün farklı partilere ait olması nedeniyle, % 17 kalite hatasının her ürün için ayrı ayrı talep edileceğini, Satıcı Firma Sözleşmesi’nin cezai şartlar başlığı altında ise en az % 15 cezai şart tespit edildiğini, ayıplı ürün sayısının 70’lik rakıda üç adet, 35’lik rakıda ise bir adet olduğunu, müvekkilinin alacağının, fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 641.825-TL+KDV olarak hesap edildiğini belirterek, sair ve fazlaya dair hak ve taleplerini saklı tutarak, şimdilik 50.000 TL+KDV’nin ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; yetkili mahkemenin Lüleburgaz mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş ve taraflar arasındaki Satıcı Sözleşmesinin süresinin dolduğunu ve davacı tarafça yenilenmemiş olması nedeniyle fesholunduğunu, sona ermiş bir sözleşmeye dayanılarak dava açılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanmış bir Kalite Planı Sözleşmesi de olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan delilller ve bilirkişi raporuna göre; ”Türkiye Kalite Planı” isimli, 10.05.2006 başlangıç tarihli, 1 (bir) yıl süreli sözleşmenin ve eki niteliğindeki Kalite Planı Sözleşmesi’nin süresinin, dava konusu ayıplı ürünlerin üretim tarihlerinden önce dolduğunun anlaşıldığı, Kalite Planı sözleşmesi’nde “alıcı kasıtlı hataya sahip ürün tespit ederse üretici ile tüm ticari ilişkiler sona erer ve kalite cezası olan kasıtlı ürüne ait partinin fatura bedelinin %17’si yanında bu partiden kazanılacak kârı da ödeyecektir” hükmünün yer aldığı, davacının dört ayrı partide ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünler nedeni ile her bir parti üretimden %17 oranında alacak talebinde bulunduğu, burada aslında davacının süresi dolmuş Kalite Planı Sözleşmesi’nin geçerliliğini ileri sürdüğü ancak 22.11.2008 üretim tarihli, 13746 nolu parti malın ayıplı olduğunu gördükten sonra tüm ticari ilişkinin sonlandırılmamış olmasının anlaşılamadığı, Kalite Planı Sözleşmesindeki 80.000 adet ibaresinin bir partideki üretim miktarını ifade ettiği, hemen altında da bir günlük üretim miktarının 100.000 olarak gösterildiği, bu rakamların bir partide davacıya sevki öngörülen mal miktarını değil üretim miktarını ifade ettiği, üretim miktarı olarak ifade edilen bu miktarların dahi kendi içinde çelişkili olduğu, sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi üretilen parti miktarına değil, ayıplı ürünle aynı partiye ait olduğu, öte yandan söz konusu belgede kasıtlı hatanın “Diasa tarafından onaylanmamış bir fabrikada üretilmiş herhangi bir ürün kasıtlı hata olarak değerlendirilir” şeklinde açıklandığı, ancak mahkeme kanalı ile yapılan tespitte bilirkişi tarafından “satılamaz içilemez” olarak tanımlanan ürünlerdeki hata için dava dilekçesinde kasıtlı hata iddiasında bulunulmadığı, davacı tarafından yapılan hesaplamanın her hangi bir faturaya dayanmaması nedeniyle geçerli olmadığı, davacı tarafından dosyaya sunulan 215.877,70-TL lik faturanın da dayanağı bulunmaması nedeniyle davacının fatura nedeniyle bir alacağı bulunmadığı,davacı defter ve belgesinde ayıplı ürünlerle aynı partide bulunduğundan dolayı ürünün imha edildiği veya aynı gerekçeyle satılmayıp halen stokta bekletildiği hususunda dosyada bir delil ya da belgeye rastlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 25.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.