Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/17620 E. 2013/3654 K. 27.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17620
KARAR NO : 2013/3654
KARAR TARİHİ : 27.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki birleştirilen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde temlik alan davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, asıl davada davalı-borçlu … San. Tic. A.Ş. ile imzalanan Genel Kredi Taahhütnamesini davalı …’ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, birleşen davada ise davalı şirketin asıl borçlu, diğer davalıların ise müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak kredi sözleşmesini imzaladıklarını keşide edilen kat ihtarnamesine rağmen davalılarca borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine davalı asıl borçlu şirket ile diğer davalı-kefillerin itiraz ettiklerini ileri sürerek davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, kredi sözleşmesine konu teminat mektubu açısından risk gerçekleşmeden depo edilmesinin kefil olan müvekkilinden talep edilemeyeceğini, halen geçerli olduğu belirtilen teminat mektubunun takip tarihinde paraya çevrilmediği kabul edildiğine göre, davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek davanın reddini ve müvekkili lehine %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar vekili, öncelikle risk gerçekleşmediğinden teminat bedelinin bloke edilmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili …’nun sadece imzasının bulunduğu 10.000.TL meblağlı kredi sözleşmesinden kefil olarak sorumlu olduğunu, diğer kredi sözleşmelerinde bu müvekkilinin imzasının bulunmadığını, davacının bu müvekkiline göndermiş olduğu ihtarnamede müvekkili İbrahim’in 10.000.TL kefalet limiti olduğunu bildirdiğini, ayrıca istenen faiz oranının çok yüksek olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; asıl davada risk gerçekleşmeden sözleşmede kefil sıfatı ile imzası bulunan davalı …’dan teminat mektubu bedelinin depo edilmesi istenemeyeceği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine, birleşen davada ise davanın kabulü ile davacı lehine %40 icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm temlik alan davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı şirket ile dava dışı Toprakbank arasında imzalanan Genel kredi Sözleşmeleri kapsamında davalı şirkete kullandırılan kredi borcunun tahsili ve kullandırılan teminat mektubu bedelinin depo edilmesi için davalı-asıl borçlu şirkete ve davalı kefillere başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK’nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Dava ve takip konusu 21.08.1996, 03.02.1997, 28.04.1997, 14.08.1997 ve 10.10.1997 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerini ve bu sözleşmelerin eki Genel Kredi Sözleşmelerini davalı …’ın müşterek borçlu-müteselsil kefil olarak imzaladığı tartışmasızdır. Uyuşmazlık, adı geçen kefilin takibe ve davaya konu teminat mektubunun depo edilmesi talebinden sorumlu tutulup tutulmayacağı noktasındadır. Dava ve takip dayanağı yukarıda belirtilen 5 adet Genel Kredi Sözleşmesi’nin 20.1. maddesinde açıkça “..bu sözleşmenin sonunda imzası bulunan kefil veya kefiller, Bankaya Müşterinin bu kredi sözleşmesinden ötürü veya her ne sebeple olursa olsun, gerek yalnız olarak, gerek diğer kişilerle birlikte borçlandığı ve borçlanacağı tutarları bankanın müşteri lehine verdiği teminat mektubu veya diğer gayrinakdi kredileri aşağıda imza bölümünde belirtilen miktara kadar müteselsil kefil olarak tekeffül ederler.” Ayrıca, aynı Sözleşmelerin 36.6 maddesinde “..bu takdirde bu sözleşmeyi imza edenlerin (kefil veya kefiller dahil) sorumluluğu teminat mektupları için olduğu gibi Bankaca kontrgaranti verilmesi durumunda da aynen devam eder” denmektedir. O halde, Mahkemece anılan Sözleşmelerin hükümleri gözetilmeksizin davalı-kefilden teminat mektubunun depo edilemeyeceğine ilişkin yazılı şekilde verilen hüküm doğru görülmemiştir.
Diğer taraftan Mahkemece davalı kefilden teminat mektubunun talep edilemeyeceğine ilişkin olarak davanın reddine dair verilen hükümde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücreti takdiri de doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temlik alan davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.