YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17686
KARAR NO : 2013/4093
KARAR TARİHİ : 04.03.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirketin müvekkilinden satın almış olduğu mallara karşılık olarak muhtelif tarihli 24 adet toplam 603.500,00 TL bedelli çekler düzenleyerek müvekkiline verdiğini, sözkonusu çeklerin bir kısmının vadeleri geçmiş olmasına karşın ödeme yapılmadığını, dava konusu çeklerin keşide tarihlerinin paraflanarak değiştirilmesi konusunda taraflar arasında anlaşmaya varılarak protokol tanzim edildiğini, ancak davalı şirket yetkilisi …., tarafından çeklerin yırtılarak zayii edildiğini, alacağın tahsili için davalı aleyhine dava konusu çeklere dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından davacı şirkete verilen dava konusu 24 adet çeke dayalı mevcut borcun yeniden yapılandırılması konusunda anlaşmaya varıldığını, buna göre taraflarca imza altına alınan 15.08.2011 tarihli “bağlantı/satış sözleşmesi, nakit çek alındı bordrosu” başlıklı belgede 603.500,00 TL borç miktarına 30.000 TL faiz ilave edilmek suretiyle çeklerin yerine protokolde belirtilen bonoların düzenlendiğini, çeklerin müvekkili şirket yetkilisine teslim edilmesine müteakip davacı şirket yetkililerince zorla geri alınmak istendiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, aynı borç için müvekkili şirket ortağının davacı yararına ipotek tesis ettiğini, davacının aynı borç için müvekkilinden mükerrer tahsilat yapma ihtimalinin bulunduğunu belirterek davanın reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, taraflar arasında düzenlenen 15.08.2011 tarihli sözleşmede davacı tarafından ödenmemiş çekler karşılığında davalıdan senetler alındığı, bu sözleşmede tarafların borcunun yenilenmesi konusunda iradelerini gösteren herhangi bir beyan bulunmadığı, davalı tarafından sözleşmede belirtilen senetlerin bedellerinin de ödenmediğinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının takibe vaki itirazının talep gibi 603.500,00 TL üzerinden iptali ile takibin anılan miktar üzerinden devamına, koşulları bulunmadığından davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu çeklere karşılık bonolar verilip verilmediği, bir başka anlatımla çeklerdeki borcun yenilenip yenilenmediği noktasında toplanmaktadır. BK.nun 114. maddesine göre; “Borcun tecdidi akitten vazıh surette anlaşılmak lazımdır. Hususiyle mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunmak veya yeni bir alacak senedi veya yeni bir kefaletname imza etmek, tecdidi tazammun etmez. Bununla beraber, bu hükmün aksine dair akdolunan mukaveleler muteberdir.”
Somut olayda taraflarca itiraza uğramayan 15.08.2011 tarihli “Bağlantı/Satış Sözleşmesi Nakit-Çek Alındı Bordrosu” başlıklı belgede “İçerideki Çeklerine Karşılık (İade Edilecek) Öteleme Senetleri Alınmıştır.” şeklinde bir açıklama yer almaktadır. Çeklerin iadesi karşılığında bono verildiği tarafların kabulünde olan satış sözleşmesinde açıkça belirtildiğine göre sözleşme içeriğinden tarafların iradelerinin BK.nun 114. maddesi uyarınca borcun yenilenmesi noktasında toplandığının kabulü gerekir.
Bunun yanında İİK.nun 58. maddesi uyarınca; “ Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir.” Davalı, borcun yenilenmesi üzerine çekleri geri alıp yırttığını savunmuş, davacı ise takip ve davaya konu ettiği çeklerin asıllarını veya örneklerini sunamamıştır. TMK.nun 6. madde hükmüne göre, herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin katılma yoluyla ileri sürülen temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.