YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17941
KARAR NO : 2013/2158
KARAR TARİHİ : 05.02.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki ihtiyati tedbiren itirazın incelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı itirazın kabulüne yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati tedbir isteyen vekilince temyiz edilmiş, ancak 23.11.2012 tarihli karar ile HMK’nun 393/5.maddesi hükmü ve hüküm gerekçesi gereğince kanun yoluna başvurulması tedbirin uygulanmasını durdurmayacağından mahkemece verilen 31.10.2012 tarihli kararın temyiz edilmiş olması karşısında şikayetin reddine karar verilmiş, bu kararda ihtiyati tedbire itiraz eden vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İhtiyati tedbir isteyen vekili, finansal kiralama taksitlerini ödemekte temerrüde düşen karşı tarafa tebliğ edilen ihtarnameye rağmen 60 günlük süre içinde borcun ve temerrüt faizinin ödenmediğini ve bu nedenle finansal kiralama sözleşmesinin sona erdiğini belirterek sözleşmeye konu malların ihtiyati tedbir yoluyla müvekkili şirkete teslimine karar verilmesini talep etmiş olup, istem uygun görülerek mahkemece finansal kiralama konusu malların finansal kiralama şirketine teslimine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir kararına itiraz eden vekili, 3226 sayılı Kanunun 7.maddesine göre finansal kiralama sözleşmelerinin 4 yıl boyunca feshedilemeyeceğini, fesih bildiriminin iflas erteleme süresi içindeki müvekkili şirket bakımından hüküm ifade etmediğini, makinelerin maden işletilmesinde kullanılmasından dolayı muhafaza işlemlerine konu edilmelerinin 3213 sayılı Kanun’un 40.maddesine aykırı olduğunu belirterek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
1-HMK’nun 390’ıncı maddesinin 1’inci fıkrasına göre, “İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.” Aynı Kanun’un 397’nci maddesinin 4’üncü bendine göre ise “İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır.” Bu kanun hükümlerinden açıkça anlaşılacağı üzere, uyuşmazlığın esası hakkında dava açılmasından sonraki tüm taleplerin esas hakkında davanın açıldığı mahkemeye yöneltilmesi gerekir. HMK’nun 394’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında öngörülen itirazın ihtiyati tedbir kararını veren mahkemeye yapılacağına dair hüküm, uyuşmazlığın esası hakkındaki davanın henüz açılmamış olması hâlinde uygulanır.
Somut olayda ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından tedbir konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak 9.10.2012 tarihinde esas hakkında dava açılmış olup, bu husus ihtiyati tedbire itirazın incelendiği 12.10.2012 tarihli duruşmada da ileri sürülmüş ve mahkemenin görevsizlik kararı vermesi talep edilmiştir. Mahkemece yukarıda açıklanan hukuki esaslar dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Mahkemece ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildikten sonra, icra müdürünün ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin kararı infaz etmemesi ve tedbire konu malları aleyhine tedbir istenene iade etmemesi nedeniyle icra müdürünün bu işleminin iptali istemiyle mahkemeye yapılan başvurunun 23.11.2012 tarihli kararla reddi üzerine, aleyhine tedbir kararı verilen tarafından mahkemenin 23.11.2012 tarihli kararı temyiz edilmiştir. İhtiyati tedbire ilişkin kararlar nihai hüküm niteliğinde olmayıp, ancak kanunda açıkça öngörülen istisnai hâllerde temyiz edilebileceğinden ve söz konusu şikayetin reddine ilişkin kararın temyiz edilebileceğine dair açık bir kanun hükmü de bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle ihtiyati tedbir isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte gösterilen nedenle aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.