Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/18186 E. 2013/4765 K. 19.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18186
KARAR NO : 2013/4765
KARAR TARİHİ : 19.03.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı talebin reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati haciz isteyen vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İhtiyati haciz isteyen vekili, yapılan icra takibi sırasında borçluya ödeme emrinin tebliğ edilemediğini, borçlunun da kaçtığını belirterek faturalara ve irsaliyeli faturalara dayalı olarak ihtiyati haciz isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, incelenen icra dosyası ve talep dilekçesine ekli faturaların ihtiyati haciz kararı verilmesine yeterli görülmediği ve alacağın varlığı ile miktarının yargılamayı gerektirdiği gerekçeleriyle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş, kararı ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 258,I hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bununla birlikte, özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir (HMK m.200). Diğer hukukî himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasanın 2’nci maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukukî himaye sağlamaktır. İhtiyati haciz yargılamasında, etkin hukukî himaye sağlamak, bunu sağlarken mümkün olduğunca çabuk ve seri hareket etme gerekliliği, usul kurallarına göre maddi hukuka dayanan hakkın araştırılmasından önce gelir. Maddi hukuka göre kimin haklı kimin haksız olduğu, İcra ve İflâs Kanunu’nun 264’üncü maddesi çerçevesinde itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası çerçevesinde ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davası sırasında incelenerek sonuçlandırılacaktır. Ayrıca, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için “alacağın yargılamayı gerektirmemesi” şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir. Aksine, ihtiyati hacze konu her alacağın, kural olarak İİK’nın 264’üncü maddesi kapsamında “yargılamayı gerektirmesi” olasılığı, kanunda açıkça kabul edilmektedir.
Somut olayda alacaklı vekilinin faturalara ve irsaliyeli faturalara istinaden ihtiyati haciz talebinde bulunduğu anlaşılmakta olup, bu belgelerde teslim alan kişinin okunaklı olarak yazılı adının üzerinde imza bulunmaktadır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 258’nci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ihtiyati haciz isteyen vekilinin talebine dayanak yaptığı anlaşılan faturaların ve irsaliyeli faturaların alacağın varlığına ve muaccel olduğuna kanaat getirilmesine elverişli belgeler olup olmadığı üzerinde durularak, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle ihtiyati haciz isteminin reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.