YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18442
KARAR NO : 2013/5826
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av…. ile davalı vek. Av. … ‘ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2002/11363 E. sayılı dosyası ile davalı banka aleyhine yapılan icra takibindeki alacağın tamamının alacaklı … tarafından 18.9.2002 tarihinde müvekkili …’a temlik edildiğini, temlik eden alacaklı Ruhi’nin davalı bankanın Yenişehir şubesinde 28.12.1999 tarihinde 27.500 USD tutarında vadeli hesap açtırdığını, aradan bir süre geçtikten sonra banka şubesine parasını çekmek amacıyla gittiğinde hesabında paranın olmadığının ve hesaptaki paranın çekilmiş olduğunun söylendiğini, daha sonra bankanın müşteri hizmetleri ile yaptığı görüşmeler sonrasında kendisine “sehven açılan hesabın kapatılması Yatr. Mrk. Hüseyin Bey” yazılı olan banka dekontunun faks ile gönderildiğini, Hüseyin Bey olarak yazılan kişinin Ankara yatırım şube müdürü olan Hüseyin Soydemirgil olduğunun kendisine söylendiğini, ancak müvekkili tarafından bu kişiye ya da başkasına hiçbir yetkinin verilmediğini, bunun üzerine davalı bankaya alacağın faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle ihtar çekildiğini, ödeme olmayınca icra takibine girişildiğini, davalı bankanın itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek haksız itirazın iptaline, % 40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ortada mevcut olmayan bir alacağın temlikinin mümkün olamayacağını, temlik edene haiz olunan def’ilerin temlik alana da ileri sürülebileceğini, dava konusu olan 27.500 USD tutarındaki hesabın 28.12.1999 tarihinde açıldığını, açıldıktan 53 saniye sonra da kapatıldığını, anılan hesabın fiktif bir hesap olduğunu, hesabın kapatıldığı para çekme işlemine ilişkin dekontun üzerine “sehven açılan hesabın kapatılması Yatr. Merk. Hüseyin Bey” notunun yazıldığını, hesap sahibi …’ın yabancı ülkeden vize alması için gerekli olan hesap defteri hakkındaki talebi ile yakın arkadaşı olan Hüseyin Soydemirgil’den böyle bir fiktif hesap açılmasının talep edildiğini, hesaba para yatırılmasının ve sonra da çekilmesinin olmadığını, buna imkan da bulunmadığını belirterek açılan davanın reddine, % 40’tan aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava, cevap ve toplanan deliller çerçevesinde, dava dışı …’ın davalı bankada 9111473 nolu hesaba 28.12.1999 tarihinde 27.500 USD yatırılmak suretiyle vadeli döviz hesabı açtırmış görünmekte ise de, yatırım merkezi müdürü Hüseyin Soydemirgil’in görevini kötüye kullanarak fiktif hesap açtırdığı, olmayan alacağın temlikinin de mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine dair verilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 08.02.2007 tarihli ve E.2006/7049, K.2007/967 sayılı ilamında, “Dosyaya sunulan hesap cüzdanı fotokopisine göre davacı adına hesap açılarak para yatırma makbuzu verildiği, banka kayıtlarına işlendiği, dekontun banka görevlisi…tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Hesaptan para çekilmesine ilişkin işlemde ise davacı veya onun adına hareket edecek kimsenin imzası bulunmamaktadır. Davalı banka kayıtlarına geçen bu parayı davacıya ödediğini kanıtlayamadığına göre davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddinde isabet görülmemiştir.” denilerek mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
../..
-2-
Davalı banka tarafından bozma ilamına karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuş, öncelikle yerel mahkemedeki yargılamada ortaya konulan savunmalar tekrarlanmış, ayrıca … ile banka personeli Hüseyin Soydemirgil ve … hakkında davaya konu fiktif hesapla ilgili Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinde sahte evrak tanziminden 765 sayılı TCK’nın 345/1. maddesinden mahkûmiyet kararı verildiği, bu kararın da gözetilerek taleplerinin kabulü ile bozma ilamının kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Dairemizin 30.10.2007 tarihli ve E.2007/5763, K.2007/9305 sayılı ilamıyla, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, sunulan hesap cüzdanına göre davacı adına bankada hesap açılarak para yatırma makbuzu verildiği, bunun banka kayıtlarına işlendiği, dekontun banka görevlisi … tarafından imzalandığı, hesaptan para çekilmesine ilişkin işlemde ise davacı veya onun adına hareket edecek kişinin imzasının bulunmadığı, davalı banka kayıtlarına geçen bu paranın davacıya ödendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, % 40 icra inkar tazminatına dair verilen hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 14.05.2009 tarihli ve E.2009/1741, K.2009/4469 sayılı ilamında, “Davalı bankaya para yatıran … hakkında sahte özel evrak tanzimi suçundan kamu davası açılmış ve Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2006 tarih 2004/1299-1065 sayılı kararıyla takip ve dava konusu para ile ilgili evrakların sahte düzenlendiği gerekçesiyle 765 sayılı TCK.’nun 345/1. maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Mahkemece Asliye Ceza Mahkemesindeki ceza davasında verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulünde isabet görülmemiştir.” denilerek mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2004/1299, K.2006/1065 sayılı kararıyla, dava dışı … ve banka görevlileri … ile … hakkında birlikte hareketle sahte özel belge düzenlemek suçundan dolayı 765 sayılı TCK’nın 345/1. maddesinden verilen mahkûmiyet kararının, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 21.11.2011 tarihli ve E.2009/17213, K.2011/23835 sayılı kararı ile 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımı süresinin dolduğu belirtilerek sanıklar hakkındaki kamu davasının bu nedenle düşürülmesine karar verildiği, bu durumda delillerin mahkemece değerlendirildiği, dava konusu hesabın fiktif nitelikte olduğu, bu nedenle temlikinin de mümkün olmadığı, hesapla ilgili herne kadar …’a para yatırma makbuzu verilmiş ise de, ceza davasındaki ifadeler gözetildiğinde, bu hesabın yurtdışı seyahatine çıkmak için açıldığı, birkaç saniye sonra da kapatıldığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat isteminin reddine dair verilen hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında ceza hakiminin mahkûmiyet kararının hukuk hakimini bağlayabilmesi için, ortada ceza mahkemesinin kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmalıdır. Başka bir anlatımla, ceza mahkemesi kararının, maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekir. Eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hâkimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz etmek mümkün değildir.
Somut olayda, Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2004/1299, K.2006/1065 sayılı kararıyla dava dışı … ve banka görevlileri … ile … hakkında birlikte hareketle sahte özel belge düzenlemek suçundan dolayı 765 sayılı TCK’nın 345/1. maddesinden verilen mahkûmiyet kararı, temyiz aşamasında fevkalade dava zamanaşımı süresinin dolmasıyla kamu davasının düşürülmesine karar verilmekle mevcudiyetini yitirmiştir. Bu durumda, 818 sayılı BK’nın 53. maddesine göre, hukuk hakimini bağlayan ceza hakiminin mahkûmiyet kararından ve mahkûmiyet kararının bağlayıcı etkisinden söz edilemez.
Mahkeme kararında, Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2004/1299, K.2006/1065 sayılı dosyasındaki ifadelere dayanılmıştır.
Dairemizin 08.02.2007 tarihli ve E.2006/7049, K.2007/967 sayılı bozma ilamında; hesap cüzdanı fotokopisine göre davacı adına hesap açılarak para yatırma makbuzu verildiği, bunun banka kayıtlarına işlendiği, dekontun banka görevlisi…tarafından imzalandığı, hesaptan para çekilmesine ilişkin işlemde ise davacı veya onun adına hareket edecek kimsenin imzasının bulunmadığı, davalının banka kayıtlarına geçen bu parayı davacıya ödediğini kanıtlayamadığı açıkça belirtilmiştir. Mahkeme kararında yollama yapılan ceza dosyasında, hukuk davasında dikkate alınabilecek, temlik alan davacıyı bağlayabilecek, temlik eden …’ın kendi aleyhine bir beyanı (ikrarı) bulunmadığı gibi, davalı tarafça paranın ödendiğine ilişkin bir delil de yer almamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın kabulü gerekirken mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 990.00 TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.