Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/215 E. 2012/5505 K. 03.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/215
KARAR NO : 2012/5505
KARAR TARİHİ : 03.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ile müdahil vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalıdan kış sezonunda satmak için alacağı odun ve kömüre karşılık 3 adet çek verdiğini, davalının kömür vermediği gibi çekleri de iade etmediğini, çeklerin iadesini istediğinde, davalının arka yüzünde çeklerin dökümü olan bir adet senet verdiğini ileri sürerek, müvekkilinin çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve çeklerin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Müdahil vekili ise, davacının davalı ile olan def’ilerini iyi niyetli olan müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini, müvekkilinin 5.600 TL’lik çeki ciro yolu ile davalı …’ye araç satması üzerine aldığını ve çek borcunun ödenmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının davacıya üç adet çek karşılığı verdiği senedin davacı tarafça her zaman icraya konularak alacağını davalıdan isteyebileceği ve çeklerin iptalini gerektirir durum olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine, dava konusu çekler üzerine konulan ödeme yasağının karar kesinleşinceye kadar devamına, müdahil tarafından başlatılan takibin durdurulmasına karar verilmediğinden %40 icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili ve müdahil vekilince temyiz edilmiştir.
1-Davacının temyizi yönünden, dava konusu çeklere karşılık olmak üzere tarafların isim ve imzalarını taşıdığı ileri sürülen 06.03.2006 tarihli bir belge düzenlendiği ve bir örneğinin dosyaya sunulduğu görülmüştür. Mahkemece, bu belge altındaki imza yönünden, davalı isticvap edilerek imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmesi halinde ya da inkar edip bilirkişi incelemesi ile imzanın kendine ait olduğunun saptanması durumunda bu belgenin B.K.’nun 114.maddesi uyarınca borcun tecdidi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususları üzerinde durulup tartışılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Müdahil vekilinin temyizine gelince; 30.06.2006 tarihli 5.600 TL’lik çeke dayanarak takibe girişen …’ın davalı yanında fer’i müdahil olarak davaya katıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Kural olarak fer’i müdahilin tek başına temyiz hakkı bulunmamaktadır. Fer’i müdahil yanında katıldığı taraf ile birlikte hükmü temyiz edebilir. Ancak, somut olayda “ hükmün davanın taraflarına yönelik olarak kurulması gerektiği” yönündeki ilkeye aykırı düşecek şekilde hüküm kurulmuş ve davanın tarafı olmayan müdahil …’ın takip hakkını engelleyecek şekilde kararın kesinleşmesine kadar ihtiyati tedbirin devamına karar verilmiştir. Bu durumda, aleyhine hüküm kurulmuş olan müdahilin temyiz hakkı doğmuştur. Müdahil, takibe konu çeke ciro yoluyla hamil olduğundan keşideci ile lehtar arasındaki şahsi def’ilerin kendisine karşı ileri sürülebilmesi, TTK’nun 599.maddesi uyarınca çeki kötüniyetle iktisap ettiğinin kanıtlanmasına bağlıdır. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan çek hamilinin takibini engelleyecek şekilde hüküm oluşturulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün müdahil yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre, müdahilin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.