Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/3115 E. 2012/10637 K. 27.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3115
KARAR NO : 2012/10637
KARAR TARİHİ : 27.06.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirket ile dava dışı … Uluslararası Ltd.Şti arasında iki adet inşaat makinesinin dava dışı şirketin kuracağı … isimli şirkete satışı konusunda 18.12.2007 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme uyarınca 4 adet bononun dava dışı … Uluslararası LTD. Şti tarafından düzenlenerek satışı yapılan ve henüz kurulmayan şirketin kurulmasından sonra bu şirketin vereceği bonolar ile değiştirilmek suretiyle müvekkiline verildiğini, müvekkili tarafından bonoların tahsili amacı ile 27.12.2007 tarihinde bankaya teslim edildiğini, yeni şirketin kurulduğunun bildirilmesi üzerine tahsili için verilen bonoların bankadan geri alındığını, ancak yeni kurulan şirket tarafından değiştirme işlemi yapılmadığını, dava konusu bono bedelinin 05.03.2008 tarihinde müvekkilinin banka hesabına ödendiğini, bunun üzerine bononun dava dışı keşideci firmaya iade edildiğini, müvekkilinin hesabına ödenerek iade edilen dava konusu 18.12.2007 tanzim tarih ve 30.05.2009 vade tarihli 33.000,00.-Euro bedelli bononun dava dışı keşideciye iade edilmesinden sonra bu şirket yetkilisinin bononun vade tarihini değiştirmek ve arkasındaki müvekkiline ait tahsil cirosundan yararlanmak sureti ile davalı hamil ile anlaşarak bonoyu tedavüle koyduğunu, davalı yanca bonoya dayalı olarak müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, müvekkili ile davalı arasında hukuki yada ticari ilişkinin bulunmadığını ileri sürerek icra takibine konu bono nedeni ile borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bono metninden anlaşılmayan ve dava ile hiçbir ilgisi bulunmayan soyut iddiaların iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, mücerretlik ilkesinin geçerli olduğunu belirterek davanın reddine ve % 40 dan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiş, 19.03.2010 tarihli dilekçesinde, müvekkilinin davacıya borç para verdiğini, karşılığında dava konusu bononun verildiğini belirtmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan deliller doğrultusunda, dava ve takibe konu bononun vade tarihindeki değişikliğin dava dışı keşideci tarafından yapıldığını ve paraf imzanın keşideciye ait olduğu hususunda ihtilaf olmadığından sahtecilik yönünden bir araştırma yapılmasına gerek olmadığı, bono bedelinin dava dışı keşideci tarafından ödendiğine dair banka ödeme dekontundaki miktar ile bono bedeli uyuşmadığı gibi ödemeye dair dekontta bono bedelinin ödendiğine dair herhangi bir kayıt içermediği, dolayısıyla davacı lehtar tarafından dava konusu bononun dava dışı keşideciye ödeme nedeni ile iade edildiği, keşideci tarafından yeniden tedavüle sunulduğu, bono arkasındaki lehtar cirosunun tahsil cirosu olduğu iddiasının yazılı deliller ile kanıtlanamadığı, davacı yanca davalıya yemin teklifinde bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluştuğundan davalı yararına kötü niyet tazminatına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 27.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.