Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/3533 E. 2012/6223 K. 12.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3533
KARAR NO : 2012/6223
KARAR TARİHİ : 12.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, davalının teminat olarak verilen çek ile icra takibine giriştiğini, davacının davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklanan tüm borçlarını ödediğini, takibe konu çek nedeniyle herhangi bir borcu bulunmadığını bildirerek, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile % 40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacının ortağı olduğu şirkete güvenerek ve davacının da güvence vereceği konusunda anlaşarak kalorifer yakıtı sattığını ödeme süresi dolmadan önce davacının ekonomik sıkıntı içinde olduğunu, çeklerinin piyasada kabul görmediğini bildirerek ve bedelini bizzat kendisinin ödeyeceğini beyan ederek hatır çeki istediğini, bu istemin kabul edilerek davalı şirket ortağı olan …’a ait hatır çekinin verildiğini, ancak bu hatır çekinin teminatı olmak ve hatır çekinin davacı yanca ödenmesinden sonra da satılan malın teminatı olmak üzere aynı bedel ve miktarlı çek verilmesinin davacıdan talep edildiğini, davacının kabulü ile söz konusu çeklerin karşılıklı olarak alınıp verildiğini, ancak davacıya verilen hatır çeki bedelini davacının ödemediğini, dava dışı 3.kişinin aleyhe icra takibine giriştiğini, bu nedenle de icra dosyasına kısmen ödeme yapıldığını, davacı ve ortağı olduğu şirketin hatır çekini ödeyip, çeki davalıya iade etmedikleri gibi, davalıdan satın aldıkları mal bedelini de ödemediklerini, çekin teminat fonksiyonunun devam ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, bozma ilamlarında da belirtildiği üzere çekin teminat amacı ile verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacının çek bedelini ödediğini iddia ettiği halde havale tarihlerinin çekin keşide tarihinden daha önce olduğu, bu suretle çekin bedeli olarak ödendiğinin kabul edilemeyeceği, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçeleriyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan 12.07.2010 günlü bozma kararında “…; dava konusu çekin teminat çeki olduğu tarafların kabulündedir. Davacı, davalıdan aldığı malların bedelini ödediğini ve dolayısıyla çekin teminat fonksiyonunun sona erdiğini ve karşılıksız kaldığını iddia etmiş ve bu iddiasının kanıtı olarak dosyaya banka ödeme listesi ibraz etmiştir.
Havale dekontlarında havalenin ne amaçla yapıldığı belirtilmedikçe kural olarak havalenin mevcut bir borcun tediyesine yönelik olarak yapıldığı kabul edilir. Bu durumda mahkemece bilirkişiden söz konusu havalelerle ilgili inceleme yaptırılıp görüş alınarak, davalının bu ödemelerinin başkaca bir alacağa yönelik olduğu yolunda savunması varsa ispat külfetinin bu yönden davalıya geçeceği de gözetilerek toplanan deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bozmadan sonra alınan varsayıma dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir”denilmiştir.
Bu bozma kararından sonra mahkemece bilirkişi raporu alınmış ve bu raporda bildirilen havale tarihlerinin çekin keşide tarihinden daha önce olduğu anlaşıldığından uyuşmazlık konusu çekin bedeli olarak ödendiğinin kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dava konusu çekin teminat çeki olduğu tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Çekin teminat çeki olduğu hususu ihtilafsız bulunduğundan artık ödemelerin çekin keşide tarihinden önce veya sonra olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, yukarıda yazılı bozma kararında da belirtildiği gibi havalelerin mevcut bir borcun tediyesine yönelik olarak yapıldığının kabulü gerektiğinden ve ayrıca davalının bu ödemelerin başkaca bir alacağa yönelik olduğu yolunda savunması varsa ispat külfetinin bu yönden davalıya geçeceği de gözetilerek davacı ödemelerine göre çekin teminat fonksiyonunun devam edip etmediği irdelenip, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken mahkemece somut olaya uygun düşmeyen aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.