Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/3655 E. 2012/15149 K. 16.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3655
KARAR NO : 2012/15149
KARAR TARİHİ : 16.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ve davalılar vek. Av. …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacı vekili, davalı şirket ile müvekkili arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, diğer davalının da davalı şirketin temsilcisi olduğunu, müvekkilinin teminat amacıyla borçlu ismi ve imzası olarak alınan bononun kötü niyetli olarak 35.000 TL bedelle düzenlenerek 21.01.2008 tarihinde takibe konu edildiğini, müvekkilinin borcunun defter kayıtları ve ödemelere göre 28.12.2007 takip itibariyle 13.001 50 TL olduğunu, taraflar arasında başka da iş bulunmadığını, takibe süresinde itiraz edemediğini, haciz tehdidi altında kalan müvekkilinin davalı tarafa toplam 38.269.07 TL ödemek zorunda kaldığını, bu ödemenin 18.699.07 TL’lik miktarın müvekkilinin Belediye’den olan hakedişlerinden kesildiğini 19.050 TL’lik miktarın işbu davalı tarafla 13.11.2008 tarihinde yapılan protokol kapsamında verilen üç adet çekle ödendiğini ve 520 TL tahsil harcının müvekkilince yatırıldığını asıl borcu faiz ve fer’iyle birlikte toplam 17.000 TL olarak kabul ettiklerini, bu nedenle 17.000 TL’yi aşan müvekkilinden haksız tahsil edilen 21.269.70 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının banka hesap ekstrelerine göre ödemeyi davalı … hesabına yaptığını, davalıların birbirleriyle ilgisi olmadığını, davacının takibe konulan bononun teminat olarak verildiğini ileri sürdüğünü, bu hususu yazılı delille kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu ve hesaplamaya göre; davacının davalı şirkete fazla ödeme yaptığı sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 20.733,02 TL’nin 02.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece davacı alacağı olarak kabul edilen 20.733,02 TL’nin içinde 09.029,08 TL asıl alacak, 1.703,94 TL işlemiş faiz bulunmaktadır. Mahkemece, bu iki kalem toplamı 20.733,02 TL’nin 02.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi, faize faiz yürütülmesi şeklinde olup, BK 104/son maddesine aykırılık teşkil edecek şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, 2 no.lu bentte belirtilen sebeplerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir edilen 900 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.