Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/3733 E. 2012/11687 K. 12.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3733
KARAR NO : 2012/11687
KARAR TARİHİ : 12.07.2012

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine bonoya dayalı takip başlattığını, takibe konu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek talebin iptaline ve ödenen paraların istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının süresinde borca itiraz etmediğini, takip dosyasında borcu kabul ederek kısmi ödemede bulunduğunu, imzanın da davacıya ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre, takibe konu bonodaki icra tehdidi altında borcu kabul ettiğinden menfi tespit davası açma hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne davacının takibe konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasına yatırılan 2.050 TL’nin davacıya verilmesine karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı alacaklı tarafından 14.07.2010 tarihinde davacı aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte ödeme emri ve takip dayanağı senet 06.08.2010 tarihinde davacı borçluya tebliğ edilmiş, davacı borçlu ise 24.08.2010 tarihli icra müdürlüğüne verdiği dilekçeyle borcunu kabul ettiğini belirterek borcu taksitle ödeme taahhüdünde bulunmuştur. Bir başka anlatımla davacı borçlunun takibe itiraz etme imkanı varken borca itirazda bulunmayarak borcu kabul etmiştir. Borcu kabul eden davacının daha sonra kabul ettiği borçla ilgili bonodaki imzayı inkar ederek menfi tespit davası açması, çelişkili davranışta bulunma yasağına aykırı olduğundan dilenmez. Mahkemece davacının kabul beyanının gözetilmemesi isabetsiz olduğu gibi Adli Tıp Kurumu incelemesine konu edilen senetle takip ve dava konusu senet birbirinden farklı olduğundan bu incelemeye itibar ederek hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.07.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY YAZISI-

Bonoya dayalı menfi tespit davasında bonodaki imzanın davacıya ait olmadığından bahisle mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, bonodaki imzanın davacıya ait olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla belirlenmesi halinde, davacının önceden icra takip dosyasına verdiği borcu kabul beyanının davaya etkisi noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda davacı icra takibinde, ödeme emri ve bono fotokopisini 06.08.2010 tarihinde tebellüğ etmiş, daha sonra borcu kabul beyanında bulunmuştur. Davacı, senet aslını görmemiştir ve tebellüğ ettiği bono fotokopisinden imzasını sıhhatli şekilde kontrol etme imkânına da sahip değildir. Bu durumda icra takbine konu bonodaki imza, eğer davacıya ait değilse, buna bağlı icra takibindeki borcu kabul beyanının, senetteki sahteliğin herkese karşı ileri sürülebileceği gözetildiğinde somut olayın özelliğine göre davacıyı bağlaması sonucuna gidilmesi hakkaniyete uygun değildir.
Bu nedenle, öncelikle davaya konu bononun, Adli Tıp Kurumundan raporunun aldırılarak imza davacıya ait çıkmadığı takdirde yukarıdaki açıklama çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun farklı gerekçeye dayalı bozma görüşüne katılamıyorum.