Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/3791 E. 2012/9614 K. 06.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3791
KARAR NO : 2012/9614
KARAR TARİHİ : 06.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekili ile süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya mal satıp teslim ettiğini, kur farkı ve vade farkı alacağının ödenmemesi üzerine kur farkı ve fiyat farkı faturalarının toplam bedeli olan 18.955,23 TL alacağın tahsili için yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, taraflar arasında vade farkı uygulanacağına ilişkin bir anlaşma veya teammül bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalıya gönderdiği fiyat teklifinde % 3 vade farkı uygulanacağının belirtildiği, davalının bu hususa itiraz etmediği, davacının 18.12.2008 tarihli 9.426,65 TL bedelli vade farkı faturasının davalıya tebliğ edildiğini kanıtlayamadığı, ancak 10.11.2008 tarihli 9.528,58 TL bedelli fiyat farkı faturasının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu,davalının bu faturanın bedelini ödediğine ilişkin delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takip dosyasında 9.524,00 TL asıl alacağa yaptığı itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren bu miktara % 27 oranında temerrüt faizi yürütülerek takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, reddedilen kısım üzerinden % 40 oranında tazminatın ise davacıdan tahsiline karar verilmiş hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını da ileri sürmüş ise de, davalı vekilinin temyiz başvuru dilekçesi davacı vekiline 04.11.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, katılma yoluyla temyiz dilekçesi HUMK.nun 433/2.maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 15.11.2011 tarihinde temyiz defterine kaydedilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve ¾ Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden süresinden sonra yapılan temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2-a)1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
b) Takipte % 27 oranında faiz talep edilmiştir. Taraflar arasında temerrüt faiz oranı yönünden düzenlenmiş yazılı bir sözleşme bulunmadığına göre takip talebinde istenen faiz oranı yönünden 3095 sayılı yasa hükümleri çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak değişen oranlar da gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu konuda hiçbir inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden reddine,(2-a) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2-b) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.