YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3814
KARAR NO : 2012/7935
KARAR TARİHİ : 14.05.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı borçlu vasisi, davalı …’ün hukuki ehliyetinin olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece …’ün kredi kartı sözleşmesinin imzalandığı tarih itibariyle medeni haklarını kullanma ehliyetini taşımadığı, kredi kartı sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, psikolojik rahatsızlığı nedeniyle 23.02.1999 tarihinde hacir altına alındığı anlaşılan davalının davacı banka ile yaptığı kredi kartı üyelik sözleşmesi uyarınca almış olduğu banka kredi kartı ile yaptığı harcamalardan dolayı sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Kural olarak tam ehliyetsiz kişilerin hukuki işlemleri hükümsüzdür. (TMK md 15) Ancak bu kuralın istisnaları vardır. Bunlardan biri TMK.’nun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralıdır. Buna göre, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. TMK.’nun 15. maddesinde hükme bağlanan kuralın istisnalarından biri de, BK.’nun 54. madde hükmüdür. BK.’nun 98/2 maddesi yollamasıyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanması mümkün olan BK.’nun 54/1 maddesi uyarınca hakkaniyet elverdiği takdirde tam ehliyetsiz olan kişi diğer tarafın batıl hukuki işlemin hüküm ifade ettiğine güveni nedeniyle oluşan zarardan sorumludur.
TMK.’nun 452/2 maddesinde ise “vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetine haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı öngörülmüştür. Buna göre kendisini ehil bir kişi gibi gösterip hukuki işlem yapan ve bu suretle karşı tarafı zarara uğratan ehliyetsiz kişinin bu zarardan sorumlu olacağının kabulü gerekir. Kanun, tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken bu gibi kimseleri korumak, kendi menfaatlerine aykırı işlemleri yaparak 3. kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını gütmüştür. Bu tehlikenin ortadan kalktığı normal zekalı bir insanla eşdeğer tarzda hareket ettiği durumlarda, hukuki muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek hakkını kötüye kullanması niteliğinde olacağından kanun bunu himaye edemez. 09.03.1955 gün ve 22/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mümeyyiz olmayan kimse temyiz kudretini haiz olsaydı, aynı surette hareket edecek yani, normal zekalı bir insan dahi aynı tarzda muamelede bulunabilecekse ehliyetsiz olduğundan bahisle muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürememelidir.
Somut olayda davalı ülkemizde tam ehliyetli kişilerin dahi her zaman yararlanma olanağı bulamadıkları banka kredi kartından yararlanmış ve bu suretle bir menfaat elde etmiştir.
Davacı bankanın ödeme talebine kadar tam ehliyetli biri gibi hareket edebilen davalının borcun ifası istendiğinde ehliyetsizliğini ileri sürerek ifadan kaçınması hakkın kötüye kullanılmasının tipik bir örneğidir.
Öte yandan, BK.’nun 61-66 maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hacir altındaki kişinin karşı tarafın aleyhine olacak şekilde kendi mal varlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşme oranında sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Zira, sebepsiz zenginleşenin iade borcunun doğması bakımından fiil ehliyetinden yoksun olmak sonuca etkili değildir.
Bu durumda mahkemece yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak davalının kredi kartı harcamaları sebebiyle sorumlu olacağı miktar yönünden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı banka yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.