YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4311
KARAR NO : 2012/9891
KARAR TARİHİ : 11.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 17/03/2010 tarihli Full Revizyonlu 2. El Tesis Kapalı Devre Sabit Kırma-Eleme makinesi alımı sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme kapsamına göre kusursuz ve ayıpsız olarak çalışır vaziyette teslim etmesi gereken dava konusu makineyi süresinde ve çalışır vaziyette teslim etmediğini, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/20 D.iş sayılı dosyasından yapılan incelemede, makinenin belirtilen özelliklerin bir çoğunu taşımadığının ve bu eksik ve ayıpların 37.645,00 TL değerinde olduğunun tespit edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 37.645,00 TL maddi zararın dava tarihinden; 1.000,00 TL maddi zararın 26/06/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında 17/03/2010 tarihli dava konusu makinenin satımına ilişkin sözleşmenin imzalandığını, aynı tarihli proforma faturanın 1. maddesinde belirtilen titreşimli besleyici sistemin, 2. el sistem olarak hazırlanması gerekirken davacı tarafın talebiyle sıfır olarak yeniden imal edildiğini, bu nedenle sözleşmedeki teslim tarihinin uzadığını, davacının tespit edildiğini iddia ettiği eksik ve kusurlu makinenin davacının talimatlarına uyularak yeniden genişletilip, dönüştürülerek değiştirildiğini, dava konusu tesisin davacı tarafın talimatlarına uygun bir şekilde çalışır vaziyette teslim edildiğini, davacı tarafın TTK.’nın 25/3 maddesinde belirtilen ihbar sürelerine uymayarak sorumluluklarını yerine getirmediğini ve malı kabul etmiş sayıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın satım sözleşmesine konu makinelerin ayıplı olduğu iddiasıyla zararın tazminine ilişkin olduğu, tarafların tacir olması nedeniyle TTK’nın 25/3. maddesinde öngörülen süreler içinde ayıp ihbarında bulunulması ve ayıp ihbarının TTK’nın 20/3. maddesinde hükme bağlanan usullerle yapılması gerektiği, davacı tarafın süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunu sayılan belgelerle ispatlayamadığı gibi, bu yönde bir iddiasının da bulunmadığı, buna göre davacı tarafın süresinde ayıp ihbarında bulunmayarak malı kabul etmiş sayılacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar taraflar arasında akdedilen sözleşmenin başlığında “satım sözleşmesi” ibaresi kullanılmış ise de, sözleşme konusu makinenin proforma faturada ölçüleri belirtilmek suretiyle özel sipariş üzerine imal edildiği anlaşıldığından somut olayda BK.’nın 182. ve devamı maddeleri uygulanamaz. Buna göre uyuşmazlığın eser sözleşmesini düzenleyen BK.’nın 355. ve devamı maddeleri çerçevesinde değerlendirilip çözümlenmesi gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden somut olay bakımından hukuki nitelendirme ve değerlendirmede yanılgıya düşülerek eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.