YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4406
KARAR NO : 2012/8834
KARAR TARİHİ : 24.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı …. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kredi kullandırıldığını, davalıların bu kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalılarca haksız olarak itiraz edildiğini belirterek,itirazın iptaline,takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vermiş oldukları cevapta kredi borcunun kapandığını, sözleşmede kefalet miktarının yazmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir..
Mahkemece iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda takibe konu genel kredi sözleşmesi altındaki davalı imzasının bulunduğu yerde kefalet miktarının olmadığı, davalıların imzasının olduğu taahhütnamenin sözleşmenin eki olduğunun anlaşılamadığı, davalıların kefil olduğu miktarın açıkça belirtilmemesinin BK’nun 484.maddesi gereğince kefalet sözleşmesini geçersiz kıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B.K.nun 484.maddesi gereğince kefalet akdinin geçerliliği sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça belirlenmiş olmasına bağlıdır. Ayrıca kefaletin geçerliliği yönünden 12.04.1944 tarih ve 14/13 sayılı Yargıtay İBK’nın da dikkate alınması gerekir. Sözü edilen kararda “kefillik sözleşmesinde kefilin ödeyeceği miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve senetten böyle bir miktarın anlaşılabilip anlaşılamayacağının hakim tarafından kendiliğinden göz önüne alınması gerektiği” ne değinilmiştir. Buna göre kefalet sözleşmesinden kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın mevcudiyeti anlaşılabiliyorsa sözleşmenin geçerli olacağı kuşkusuzdur. Somut olayda davalı kefil tarafından imzalanan sözleşmenin 1. maddesinde kredi limitinin 100.000.TL olduğu, davalılarca imzalanan taahhütnamenin de sözleşmenin devamı ve eki niteliğinde olduğu, dolayısıyla kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça anlaşıldığının kabulü ile toplanan delillerin hep birlikte değerlendirilerek sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.