YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4659
KARAR NO : 2012/9677
KARAR TARİHİ : 07.06.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı …, davalı ile imzalanan sözleşme gereği davalı yanın teslim edeceği kömür bedeli karşılığı olarak her biri 10.000,00 YTL bedelli 8 adet çek verildiğini, ancak malın teslim edilmediğini belirterek, çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında çeklerin 3. kişilere ciro edildiğini ifade etmiştir.
Davalı … vekili, dava konusu çeklerin dava dışı … ile akdedilen sözleşme gereği …’nun borçlarına karşılık davacı tarafından keşide edilip verildiğini, davacının böylece 3. şahsın fiilini taahhüt ettiğini, müvekkilinin edimini yerine getirdiğini bildirerek davanın reddini istemiş, 08.11.2010 tarihli davalı asilin imzasını havi dilekçeyle de davayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir
Mahkemece, davalı …’nun davayı kabulü nedeniyle davacının menfi tespit davasının kabulüne, davaya konu 8 adet çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin dava dışı 3. kişilere ciro edilmiş olması ayrıca davacının keşideci olup, yetkili hamil olmadığının anlaşılmasına göre çek iptali talebinin reddine karar verilmiş, hüküm … vekilince temyiz edilmiştir.
Dava şartları, dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Mahkeme, dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden (re’sen) gözetir; bu konuda tarafların talepleri ve beyanları ile bağlı değildir. Taraf ehliyeti ve dava ehliyeti de taraflara ilişkin dava şartlarındandır. (HMK 114. ve 115. maddeleri). Yine HMK’nun 297. maddesinde (HUMK 388. madde) hükmün kapsaması gereken hususlar belirlenmiş olup, hakimin verdiği kararda tarafların kimlikleri, varsa vekillerinin ad ve soyadları vs. hususlar gösterilmesi zorunludur. Dava dilekçesinde davacı ad ve soyadı ile kimlik bilgileri yer almayan kimseler hakkında hüküm kurulamayacağı da yasal düzenlemenin doğal sonucudur.
Dava dosyasının incelenmesinden ise; dava dilekçesinde, davacı olarak … adı ve soyadı, adresinin yazılı olup, bu dilekçe davacı olarak gösterilen davacı … tarafından imzalandığı, dava dilekçesi içeriğinde davacının davalı yan ile olan ticari ilişkisinden bahsedilip, davalı yana çekler verildiği ancak bu çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespitinin istenildiği, bundan başka 3. bir kişinin adından veya ticari ilişkisinden bahsedilmemektedir.
Hal böyle olduğu halde, davacı …’nun yargılamaya katılmadığı, yargılamaya dava dilekçesinde yer olmayan …’nun vekili marifetiyle katıldığı, yargılamaya böylece devam olunduğu, kararın … hakkında tesis edilip, gerekçeli karar başlığına da davacı olarak … adı yazılıp, kararın … vekiline tebliğ edilip, kararın bu vekilce temyiz edildiği dosya kapsamı ile sabittir.
Bu durumda mahkemece yukarıda yazılı yasa hükümlerinin ihlali ile davada yer almayan kişi huzuruyla yargılamaya devam olunup davada tarafmış gibi karar verildiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.