YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5012
KARAR NO : 2012/11497
KARAR TARİHİ : 10.07.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı banka vekili, davalı borçlunun genel kredi taahütnamesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı bankaya asıl borçlu tarafından teminat olarak ipotek ve rehinli otobüs verilmesine rağmen müvekkili aleyhine ilamsız icra yolunun tercih edilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin 2005 yılında taşıt kredisine kefil olduğunu, bu borcun da asıl borçlu tarafından ödendiğini, takibin dayanağı sözleşmenin tüm sayfalarında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, bedel kısmının sonradan, elle yazıldığını, müvekkili kefil sıfatıyla imza atarken bu kısmın boş olduğunu, faizin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, davaya konu olan sözleşmenin boş olarak düzenlendiği risk doğduktan sonra kefalet sözleşmesinde kefalet limitinin 300.000,00 TL olarak davacı bankaca sonradan yazıldığı, davacının davalı kefile karşı iyi niyetli davranmadığı, davalıyı kefalet limiti hususunda uyarmadığı, davacı iyiniyetli olmadığından ve risk doğduktan sonra boş kefalet sözleşmesini doldurduğundan davacının davasının reddine, icra takibinin davalı yönünden iptaline, alacak likit olduğundan %40 icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
818 sayılı BK’nun 484. maddesinde kefalet akdinin yazılı şekilde yapılmasının yanı sıra kefilin sorumlu alacağı muayyen miktarın açıkca gösterilmesi gerektiği de ön görülmüştür. Somut olayda, dava konusu kredi sözleşmesinin kefili olan davalı … sözleşmenin imzalandığı tarihte limit bulunmadığı, sözleşme limitinin sonradan doldurulduğunu ve sözleşmenin tüm sayfalarında imza bulunmadığından kefil olarak sorumlu tutulamayacağını savunmuştur. Takip ve dava konusu sözleşmede 300.000 TL limit bulunduğu sözleşme içeriğinden anlaşılmaktadır. Sözleşme limitinin sonradan doldurulduğu yolundaki savunmanın yazılı delille kanıtlanması gerekir. Dava konusu sözleşme ile ilgili damga vergisinin ödenmemesi, limitin sonradan yazıldığının kanıtı olamaz.
Bu durumda, mahkemece davacının sözleşmenin limit bölümünün, boş olarak imzalandığı ve düzenleme anında geçersiz olduğu yönündeki savunmasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.