YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/571
KARAR NO : 2012/11013
KARAR TARİHİ : 03.07.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVALILAR
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalılar vek. Av. …ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 01.11.2007 tarihli Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, davalılardan Oryal Bastanoğlu’nun müteselsil kefil olduğunu, bu bayilik sözleşmesine istinaden ayrıca 21.11.2007 tarihli kullandırım bedeline ait sözleşme imzalandığını, davalılar Oryal ve Hülya Bostanoğlu’nun bu sözleşmeye müteselsil kefil olduklarını, bayilik sözleşmesinden dolayı 31.12.2008 tarihi itibariyle 299.431,90 TL, kullandırım sözleşmesinden dolayı 120.493,73 TL alacakları bulunduğunu, ödenmemesi üzerine, 14.01.2009 tarihinde 1086 yevmiye nolu ihtarname çekerek, sözleşmenin feshedilerek cari hesabın kat edildiğini ve takibe başlanıldığını ileri sürerek davalıların haksız itirazlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, … İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair yetki ilk itirazında bulunmuş, müvekkili şirketin … ana bayisi olup, davacı tarafın sevkettiği sezon ürünlerini etiket fiyatından müvekkiline sattıktan sonra davacının tek taraflı kararı ile kelebek kampanyası altında müvekkili şirketin barkod sistemine girerek indirimli satışlar uygulatıp zararına satışlar yapmaya zorlandığını, bu uygulama sonunda mağazanın davacıya devredilmek zorunda kaldığını, 10.10.2008 tarihinde yapılan mutabakatta 30.09.2008 tarihi itibariyle davacıya 98.873,90 TL borçlu olduğu konusunda mutabakata varıldığını, bu tarihten sonra müvekkili davalı şirketin üç adet iade faturası kesip davacı şirkete teslim ederek 27.075,90 TL alacaklı konumdayken, davacı şirketin kayıtlarında ters işlem yaparak ibraz süresi geçmiş teminat olarak verilen çeke istinaden müvekkilinin borçlandırılması yoluna gidilerek alacak talep edildiğini, borçlarının bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı şirketin 30.09.2008 tarihli hesap mutabakatı ile alacaklı konuma geçmesinden sonra ve bu husus davacı kayıtlarında da görünmesine rağmen 08.10.2008 tarihli çekin 31.10.2008 tarihli ters kayıtla 120 nolu hesaba alındığını, keşide ve deftere kayıt tarihleri dikkate alındığında, davacıya teminat olarak verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine, davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve katılma yolu ile davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü bakımından Birlikler Mali Müşavir … ve Öğretim Üyesi Yardımcısı Doç.Dr…den 05.03.2010 tarihli rapor alınmış, bu raporda; “…davalı … Ltd.Şti.tarafından Beymen AŞ.’ne borçlu olunmayıp aksine 27.075,90 TL alacaklı olduğu iddia edilmiş ise de, bu hususu ispat eden bir belgenin dosya kapsamı içerisinde mevcut olmadığı, bu bakımdan davacı … AŞ.’nin alacaklı olduğu miktarın taraflar arasındaki son mutabakata uygun olarak 98.873,80 TL olduğu…” şeklinde belirtilmiş, bu rapora taraf vekillerinin itirazı üzerine aynı bilirkişilerden 11.10.2010 tarihli ek rapor alınmış, bu ek raporda ise “…davacı ve davalı tarafın iddiaları birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin davalılardan 05.03.2009 takip tarihi itibariyle 419.730,63 TL asıl alacak ve 12.591,92 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu…davacı yanca söz konusu çeke dayanarak alacak iddiasında bulunulduğundan ayrıca davalıca verilen çekin ödenmediği hususunun ispatı gerektiği, bu sebeple davalı yanca verilen çekin gerçekten karşılıksız çıkıp çıkmadığının eğer böyle ise ayrıca herhangi bir takibe konu olup olmadığının tespiti gerektiği…”şeklinde belirtilmiştir. Ek rapora, davalı sebeplerini de belirterek itiraz etmiştir.
Mahkemece, 10.10.2008 tarihli 30.09.2008 tarihi itibariyle mevcut borcu kapsayan hesap mutabakatı esas alınarak kök ve ek raporun aksine, hesap mutabakatından sonra ve ters kayıtla ticari defterlerde değişiklik yapılması karşısında keşide ve defterlere kayıt tarihleri de dikkate alındığında, davacıya çekin teminat olarak verildiği kanaatine varıldığı, bu nedenle davalıların sözleşmelerden dolayı davacı tarafa borçlu olmadıklarının sonucuna varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Açıklanan bu yönler gözetildiğinde muhasebe kayıtları, davacı defter ve muhasebe işlemleri üzerinde yapılacak inceleme teknik konuyu içerdiğinden HMK’nun 266.maddesi uyarınca ibraz edilen muhasebe kayıtları ve 10.10.2008 tarihli hesap mutabakatı birlikte değerlendirilerek, itirazlar da gözetilerek, konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden Yargıtay denetimine açık, ayrıntılı rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 900 TL. duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.