Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/6086 E. 2012/14143 K. 02.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6086
KARAR NO : 2012/14143
KARAR TARİHİ : 02.10.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine İzmir 10. İcra Müdürlüğü’ nün 2007/4166 sayılı dosyasında icra takibi yaptığını, takibin dayanağı olan çekte lehtar görünen davadışı …’ nun kısa süreli olarak müvekkilinin işyerinde bekçi olarak çalıştığını, müvekkilinin sık sık şehirdışına gitmesi nedeniyle birkısım çeklerini imzalı olarak işyerinde bıraktığını, davadışı …’ nun bu çekleri çalarak üstünü doldurup 10.480-TL bedelli çek olarak davadışı ciranta …’ e verdiğini, çekin bu şahıstan da ciro yoluyla davalı şirkete geçtiğini, müvekkilinin çekin bankadan sorulması üzerine durumu öğrendiğini ve bankaya ödemeden men talimatı verdiğini, müvekkilinin çekteki şahıslarla hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını, … hakkında çek hırsızlığından dolayı suç duyurusunda bulunduklarını, çekin çalıntı olduğunun icra dosyasına da beyan edildiğini, buna rağmen davalı tarafça çek hakkında icra işlemleri yapıldığını, davalının kötüniyetli olduğunu belirterek, müvekkilinin takibe konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline ve davalı aleyhine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin takibe konu çeki ciroyla aldığını, müvekkilinin iyiniyetli hamil olması nedeniyle sadece çek üzerinden anlaşılabilecek def’ilerin ileri sürülebileceğini, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek, önceki ciranta olan …’ le faktoring sözleşmesi düzenlediğini ve faktoring bedelini ödediğini, buna dair dekontlarının olduğunu, tacir olan davacının ise çekleri imzalı şekilde koçanında saklayarak ve yanında çalıştırdığı işçileri özensizce seçerek basiretsiz davrandığını, davacının kendi kusurunun sonuçlarını iyiniyetli müvekkiline yükleyemeyeceğini belirterek davanın reddini, davacı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı şirketin faktoring şirketi olduğu, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde takibe konu çeki davadışı …’ den faturaya dayalı bir alacak olarak temlik aldığı, TTK 599. maddesi uyarınca davacı tarafça davalının kötüniyetinin ispatlanamadığı, davanın sabit olmadığı belirtilerek reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı … şirketi ile davadışı … arasında faktoring sözleşmesi imzalanmış olup, dava konusu çekin bu sözleşme kapsamında davalıya temlik edildiği ve çekle birlikte alacağın dayanağı olduğu belirtilen faturanın da davalı … şirketine verildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davacı, dava konusu çekin imzalı olarak diğer kısımları boş bir halde işyerindeki kasadan çalışanı davadışı … tarafından çalındığını ve lehtar hanesine …’ nun ismi yazılarak davadışı …’ e ciro edildiğini, Hüdai’ den de davalıya geçtiğini, Hidayet ile Hüdai arasında herhangi bir alım-satım ilişkisi bulunmadığını ve sunulan faturanın gerçeği yansıtmadığını iddia etmiştir.
2006 tarihli Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin 22/2. maddesi uyarınca “faktoring şirketleri, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile bir mal veya hizmet satışından doğmuş ve doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilmeyen alacakları temlik alamazlar ve tahsilini üstlenemezler”.
Somut olayda, lehtar Hidayet ile çeki faktoring şirketine temlik eden ciranta Hüdai arasında gerçek bir alım-satım ilişkisi bulunmadığı ve sunulan faturanın gerçeği yansıtmadığı iddia edildiğine göre, anılan yönetmelik hükmü gözetilerek bu iddianın etraflıca araştırılarak tüm deliller eksiksiz olarak toplanıp hepbirlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.