YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6636
KARAR NO : 2012/13045
KARAR TARİHİ : 17.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin 2008 Temmuz ayında davalıya 40.000,00 TL lik mal siparişi verdiğini, buna karşılık her biri 5.000,00 TL bedelli 8 adet çekin davalıya keşide edildiğini, davalı yanca müvekkiline gönderilen mal karşılığının 15.11.2008 tarihli 5.000,00 TL bedelli çekin davalı tarafça tahsil edilerek ödendiğini, ancak kalan çek bedelleri karşılığı malın bugüne kadar teslim edilmediğini, çeklerin bedelsiz kaldığını ileri sürerek 30.11.2008 tarihli 5.000,00 TL, 15.12.2008 tarihli 5.000,00 TL, 30.12.2008 tarihli 5.000,00 TL, 15.01.2009 tarihli 5.000,00 TL, 30.01.2009 tarihli 5.000,00 TL, 15.02.2009 tarihli 5.000,00 TL ve 28.02.2009 tarihli 5.000,00 TL bedelli çekler yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın icra takibinden önce açılan menfi tespit talebine ilişkin olduğu, davacı keşidecinin çekteki şahsi defilerinden dolayı münhasıran menfi tespit davası açabilmesi için öncelikle çekin davalı lehtarda olup lehtarın çek bedelini davacı keşideciden talep etmiş olması gerektiği, oysa davalı lehtarın çek bedelini davacı keşideciden talep ettiğine ilişkin herhangi bir delilin olmadığı, dolayısı ile davacı keşidecinin dava açmasında hukuki menfaati bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, çekler nedeniyle borçlu olunmadığına yönelik icra takibinden önce açılan menfi tespit davasıdır.
Davadan sonra davaya konu edilen çeklerden 30.12.2008 tarihli olan çekin icra takibinin ve ayrı bir davanın konusunu teşkil ettiği, 28.02.2009 tarihli olan çekin ise bankaya ibraz edildiği ve her iki çekte de davacının keşideci, davalının lehtar olduğu, çeklerin lehtar tarafından 3. kişilere ciro edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Kambiyo senetlerinin özelliği gereği çekler 3. kişilere ciro edilmiş olsa bile çekleri elinde bulunmayan ve çeklerde keşideci olan davacı aleyhine bu çeklere dayalı olarak her an alacak talebinde bulunulabileceği ihtimali mevcut olduğundan (ödeme tehdidi bulunduğundan) dava açmakta hukuki yararının varolduğunun kabulü gerekir. Dava konusu olan diğer çeklerde ise, davalının lehtar olduğu belirlenemediğine ve davalı yargılamaya katılmadığına göre; çeklerde lehtar olup olmadığı yönünden 6100 Sayılı HMK.nun 169. maddesi uyarınca davalı şirket yetkilisine isticvap davetiyesi çıkarılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.