Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/6678 E. 2013/3124 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6678
KARAR NO : 2013/3124
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek.Av. … ile davalılar vek.Av…. ve Av….’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin TMSF tarafından el konulan … Grubu’na ait olduğunu, hakim ortağı olduğu …’tan bankacılık kuralları gereği doğrudan kredi kullanamayan … Grubu’nun davalı Mümessillik …yi aracı kılarak usulsüz kredi kullandığını, paranın önce Mümessillik …ye, oradan da … Grubu’na aktarıldığını, buna karşılık Mümessillik …ye … Yayıncılık adına keşide edilen iki adet bono ile …adına keşide edilen 8 adet teminat senedi verildiğini, bonoların gerçek bir borcun teminatı olarak değil de tarafların yarattığı muvazaaya karşılık düzenlendiğini, bonoların taraflar arasındaki inançlı işlemin teminatını oluşturduğunu, buna rağmen bonoların davalı …’ya ciro edilerek icra takibine konulduğunu belirterek müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, bonoların ve icra takiplerinin iptaline, davalıların % 40’tan az olmayacak oranda kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin diğer davalıyla bir ilişkisinin bulunmadığını, senetleri Mümessillik …den iktisap etmediğini, … isimli şahsın cirosuyla bonoların müvekkiline geçtiğini, dava dilekçesinde dahi davacının müvekkili ile Mümessillik …arasındaki ilişkiyi bilmediğini kabul ve ikrar ettiğini, kişisel def’ilerin meşru hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Mümessillik …vekili, müvekkili şirketin …’tan kullandığı krediyi davacı şirketlere transfer ettiğinin ihtilafsız olduğunu, ancak davacıların kendilerine transfer edilen parayı müvekkiline iade etmediğini, bu nedenle … A.Ş.(TMSF) tarafından …aleyhine 2002 yılında yaklaşık 26.000.000 YTL.üzerinden icra takibi başlatıldığını, cebri icranın halen devam ettiğini, davacıların borçlarını ödemiş olmaları
halinde müvekkili şirketin icra takiplerine muhatap olmayacağının açık olduğunu, ancak davacıların tutumu nedeniyle müvekkilinin ticari hayatının sona erdiğini, davacıların iddialarına dayanak yaptıkları … Bağımsız Denetim Kuruluşu’nun raporunda dahi bu hususun teyid edildiğini, müvekkili şirketin diğer davalı ile bir bağlantısının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporundaki çoğunluk görüşüne göre, bonoların düzenlenmesine esas teşkil eden kredi ilişkisinin gerçek taraflarının … …ile … Grubu Şirketleri olduğu, ancak bankacılık mevzuatından kaynaklanan sınırlandırmaların aşılabilmesi için Mümessillik …nin ilişkiye dahil edildiği, dava konusu senetlerin de bu ilişki kapsamında teminat senedi olarak düzenlendiğinin denetim raporları ile tespit edildiği, tarafların kanuna karşı hile yapmak amacıyla işlemleri gerçekleştirdikleri, taraflar arasında gerçek bir borç ve alacak ilişkisi bulunmadığı, davalı Mümessillik …nin kendisine 10 adet bono teslim edilmesinin gerçek nedenini ispat edemediği, reklam sözleşmesi ve eklerine dayanılmış ise de bu belgelerin gerçek durumu yansıtmadığı, ciranta … ’ın Mümessillik …nin ortakları arasında bulunduğu, 27.10.2000 tarihinde … …nin yönetim ve denetiminin TMSF’ye devredildiği, 5411 Sayılı Kanun’un 134’üncü maddesine göre bankanın faaliyet izninin kaldırılmasından sonraki işlemler bakımından üçüncü kişilerin iyiniyet iddiasında bulunamayacakları, diğer davalı …’nın iyiniyetli yetkili hamil olduğuna dair savunmasının yerinde olmadığı, kamuoyuna da yansıyan Dinç … Grubu Şirketleri ile TMSF arasındaki davaların davalı tarafından bilinmediğinin kabul edilemeyeceği, edindiği bunca yüksek miktardaki bonoların sebebini kanıtlayamadığı, bankacılık mevzuatının dolanılması amacıyla … Grubu Şirketlerinin paravan şirketleri kullandıklarının bilindiği, …’ın hakim ortağı Dinç … ile dolanlı işlemlere giriştiği sabit olan Mümessillik …nin ortağı …’tan senetleri devralan …’nın da iyiniyetli yetkili hamil olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Davacı vekili dava konusu senetlerin, hakim ortağı olduğu …’tan bankacılık mevzuatından kaynaklanan sınırlamalar nedeniyle daha fazla kredi kullanamayan Dinç … ve … Grubu şirketlerinin üçüncü kişi konumunda olan şirketler üzerinden kullanılan usulsüz kredinin teminatı olduğunu iddia etmiştir. Özellikle dava dilekçesinin 4’üncü sayfasında “… Söz konusu senetler, Medya (…) grubu şirketlerine usulsüz kaynak aktarımına aracılık eden ve görünürde kredi borçlusu olarak görülen davalılara teminat maksadıyla düzenlenmiş ve teslim edilmiştir. Davalılar da …’a TMSF tarafından el konulması ve aleyhlerine söz konusu kredi borcu nedeniyle icra takibine geçilmesi üzerine, bu senetlere istinaden müvekkil firmalara karşı icra takipleri başlatmıştır…” denilmektedir. Davalı … A.Ş. vekili de cevap dilekçesinde müvekkili tarafından kullanılan kredinin … Grubu şirketlerine aktarıldığını, … Grubu şirketlerinin borçlarını ne TMSF’ye ne de kendilerine ödediğini, …’a karşı kredi borcundan kendilerinin sorumlu olması nedeniyle dava konusu bono bedellerinden daha yüksek miktarlarda TMSF tarafından yapılan icra takiplerine maruz kaldıklarını savunmuştur. Bu durumda davacılar ve davalı …A.Ş. vekillerinin beyanlarına göre, dava konusu bonoların … AŞ tarafından …’tan kredi kullanılarak temin edilip, … Grubu şirketlerine transfer edilen nakit paranın teminatı olarak verildiği konusunda
taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakta olup, esasen bu durum mahkemenin de kabulündedir. Dosya içeriğinden … Grubu şirketlerine aktarılan bu paranın …’a (TMSF’ye) ya da … A.Ş.’ye ödendiği konusunda bir bilgi veya belge bulunmadığı gibi davacılar da böyle bir iddia dahi ileri sürmemiştir. Bunun yanında …A.Ş.’nin …’tan kredi kullanarak … Grubu şirketlerine aktardığı nakit para dolayısıyla TMSF tarafından …A.Ş.’ye karşı hukuki yollara başvurulduğu da sabittir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, dava konusu bonoların … AŞ tarafından …’tan kredi kullanılarak temin edilip, … Grubu şirketlerine transfer edilen nakit paranın teminatı olarak verildiği, … A.Ş.’nin bu kredi işleminden dolayı …’a (TMSF’ye) karşı olan borçlarının kendisine para transfer edilen … Grubu şirketleri tarafından veya onların namına tasfiye edilmediği, bu borç tasfiye edilmediği sürece bonoların teminat fonksiyonunun devam edeceği ve bedelsiz sayılamayacağı gözetilmeden yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir edilen 990 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.