YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6956
KARAR NO : 2012/13330
KARAR TARİHİ : 20.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını tahsil için giriştikleri icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkilinin 18 Aralık 2009’da imzaladığı senet tutarı 26.000 TL değerindeki borcuna istinaden faizi ile birlikte icra dosyasına32.620,00 TL ödediğini, imzaladığı senet dışında başka borcu olmadığını, kefaleti de olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davalının takip tarihi itibariyle davacı bankaya borçlu olduğu, davalı borçlunun 12.03.2010 tarihinde yapmış olduğu toplam 32.612 TL ödemenin infaz aşamasında dikkate alınması gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 13.515,00 TL üzerinden açıldığı halde mahkemece 27.248,76 TL asıl alacak ve fer’ilerine hükmedilmesi talep aşımı niteliğinde olup, HUMK 74. (HMK 26.) maddesine aykırıdır. Öte yandan dava konusu kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen bono ile ilgili kambiyo senetlerine özgü yolla girişilen takipte yapılan ödemelerin dava konusu kredi borcu ile ilgili olduğu tarafların kabulünde olup, davadan önce yapılan ödemelerle ilgili dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 20.09.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI-
Genel hükümlere göre açılan davalarda kural olarak haklılık durumu dava tarihine göre belirlenir. İtirazın iptali davasının amacı itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamaktır. Bu nedenle davada haklılık durumu takip tarihi itibariyle belirlenmelidir (HGK 16.10.1996,19-601/711). İtirazın iptali davasında takipten önce, takipten sonra ancak ödeme emrine itiraz süresi bitmeden yapılan ödemeler gözetilir. Ancak ödeme emrine itiraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ödemeler ise dikkate alınmaz. Bu tür ödemeler kararın infazı sırasında icra müdürlüğünce dikkate alınıp borçtan mahsup edilmelidir. Aksi halde ödeme tarihleri itibariyle takip konusu alacağa faiz yürütülüp, ödemenin öncelikle faize mahsup edilmesinden sonra kalan alacak saptanarak hüküm kurulmalıdır. Bu şekilde yapılacak işlem sonucu bulunan meblağ üzerinden hüküm kurulması infazda tereddüt yaratır. Davacının davadan önce yapılan ödemeler yönünden tüm borç ödenip, infaz edilmediği sürece hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde olup, hükmün onanması gerekir. Sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüş ve gerekçesine katılamıyorum.