Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/7321 E. 2013/2366 K. 07.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7321
KARAR NO : 2013/2366
KARAR TARİHİ : 07.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı ve davalı vekiline duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda “ davacının davasının kabulüne, davalının kötüniyetli ispat edilemediğinden davacı lehine tazminat tayinine yer olmadığına” denildiği halde, gerekçeli kararda kısa kararda reddedilen tazminat hususuna yer verilmeden “ davanın kabulüne, davacı …’in davalı … Ecza Deposu Tic. AŞ. ye 500.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine” denilmiştir. Böylece tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olup, bahsi geçen çelişki maddi hata olarak kabul edilip, düzeltilemez. Anılı çelişki, HMK’nun 298/2. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, 10.04.1992 gün ve 1191/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca bir hüküm kurulmak üzere bozulması gerekmiştir. Öte yandan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3/1. maddesinde; “Bölge adliye mahkemelerinin 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2nci maddesi uyarınca resmi gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur” hükmü yer almaktadır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432. maddesinde ise, temyiz süresi 15 gün olarak belirlendiğinden, mahkemece karar altına” HMK ilgili madde gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’a gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılacak dilekçe ile temyiz edilir.” şeklinde şerh verilmiş olması da doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacı verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.