YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/759
KARAR NO : 2012/6052
KARAR TARİHİ : 10.04.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı bankanın kredi sözleşmesine dayanarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, ancak takibe esas yapılan kefalet sözleşmesinin yasal unsurlardan yoksun ve geçersiz olduğunu, zira kefalet sözleşmesinde kefil olunan miktarın sözleşmede belirtilmediğini, bu sebeple Borçlar Kanunu’ nun 484. maddesi gereğince işbu sözleşmenin geçersiz olduğunu belirterek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve %40′ dan aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın, müşteri ve müteselsil kefiller ile imzaladığı bahse konu sözleşmenin normal bir kredi sözleşmesi olmadığını, çek koçanı teslim etmek için yapılan gayri nakdi çek sözleşmesi olduğunu, normal sözleşmelerde çekilen kredi miktarı belli olduğu için sözleşmeye meblağ yazılabileceğini, ancak çek koçanı ile ilgili sözleşmelerde ortada çekilen bir para olmadığını, karşılıksız kalan her çek yaprağı için bankanın sorumluluğu bulunduğu ve yine her çek yaprağı için yasal sorumluluk miktarının her yıl Merkez Bankası’nca belirlenecek olması sebebiyle kefilin kefil olduğu miktarı bilmediğini iddia edemeyeceğini, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, takip dosyası içerisinde bulunan kredi sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu miktarın belirlenmemiş olduğu gibi, muayyen bir miktarın anlaşılmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile takibe konu çeklerle ilgili olarak başlatılan takip kapsamında davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, davalı alacaklının icra takibinde haksız olmakla birlikte kötüniyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanamamış olması sebebiyle, davacı vekili tarafından talep edilen %40 tazminatın reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle kredi sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu limitin belirtilmemiş olmasına, kredi sözleşmesinden kefilin sorumlu olduğu belli bir miktarın anlaşılamamış bulunmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.